Felsefe p4c

Velev faydalı, velev değil, ben seni şimdiye kadar hiç taciz etmemiş ender kullarindanim. Düşünülürse rahmetini dilemeye, yarı boş duran keşkülümü göstermeye, "bir şuna bak, bir de bana!" Demeye çoktan hak kazanmıştım. Zira pek de ihsan ve iltifatina uğramış, sırtı okşanmış, kamburu sıvazlanmış, "tuttuğu altın olsun!" Tevcihini almış şansı açık ümmetinden değildim. Bana da "yürü ya kulum!" Demedin değil; ama ikbal ve servet semtini değil, idbar ve gurbet yolunu işaret buyurdun; sivrileceğime düzlüğe gittim; uçacağıma taban teptim; baş sedire kurulacağıma kapı dibine çömeldim; hayat sedirine uzanamadim, ancak bağdaş kurabildim. Ziyanı yok... Altima otomobil, motor, kızak çekmedin; şükür ki, ayağımda nasır çıkarmadın. Başıma taç giydirmedin, hamdolsun ki, boynuma da münasebetsiz bir şey, bir halka veya ilmik geçirmedin. Üstüme samur kürk giydirmedin, ama deli gömleği de lüzum görmedin. Sürdün, fakat süründürmedin; attın, fakat unuttutmadın; yaşlandırdin, fakat bunatmadın. Hamdolsun yine sana!
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bilirim, bazı kulların seni fazla rahatsız ederler; fazla rahatsız etmek için camiler, kiliseler, havralar, "savma'a" lar, tekkeler, türbeler kurmuşlar; akıllarınca isteklerini kulağına duyurmak için minareler ve çan kuleleri, kürsüler ve minberler dikmişlerdir; hoşuna gitsin diye de rükulara, sücutlara varmışlar, haç çıkarmışlar, kurban kesmişler, adaklar adayıp oruca, perhize girmişlerdir. Bütün bunlar seni biteviye durup dinlenmeden taciz için tek başlarına o yerlere kapanmalar, ayağa kalkmalar, ilahi okuyup çalgı çalmalar acayip kıyafetlere bürünmeler, yabancı dilden anlaşılmaz sözlerle mırıldanmalar, bin türlü şekiller, sesler, hepsi bir kapıya çıkar; gözüne girip dünyayı yalancı cennette geçirmek, şayet ahirette de varsa ona ulaşmak; kısacası iki cihanda da aziz olmak...
Edebiyat
- Peki, bu kadar sevdiğiniz Andrey Rublev nasıl biriymiş, neden biz izleyicilerin de onu sevmesi gerekiyor? Hayata umutsuzluğun hakim olduğu, insanların yabancı boyunduruğu altında ezildiği, adaletsizlik ve yoksulluktan kıvrandığı bir dönemde Rublev, sanatında geleceğe dair bir umut, bir inanç ifade etmiş. Yüksek bir ahlaki ideal yaratmış. O dönemde ikonalar, kural olarak, azizlerin genel kabul gören temsillerinden ibaret kült nesnelermiş, başka bir şey değil. Ama Andrey farklıymış. Dünyanın her şeyi kucaklayan uyumunu, ruhun sükunetini ifade etmeye çalışmış. Bu soylu huzuru, ebediliği ve ruhun uyumunu arama fikri, bütün hayatını adadığı bir fikir, onun her zaman önemini koruyacak başyapıtlar yaratmasını mümkün kılmış. Filmde onu ıstırapla arındırmaya, önceden reddetmesine rağmen tutkuda neşe bulmaya yönelttik. Filmimde asıl ifade etmek istediğim şey, bir insanın her şeyi tüketen bir fikir, onu tutku noktasına sürükleyen bir fikir adına yanması.
Sinema
Allahım, onu neden yalnız bıraktın? Neden, yalnızlığının verdiği çaresizlikle can sıkıcı ilişkiler kurmasına izin verdin? Neden, geçirdiği her dakikanın hesabını sordun, içini ezdin? Neden, korkuyu göğsünden çekip almadın? Neden, suçluluk duygusunu üzerinden atmasına yardım etmedin? Neden, apartmanın bodrumunda saklambaç oynarlarken Ayla’yla yalnız kaldığı zaman kıza dokunacak cesareti vermedin ona? Oysa, bu çeşit küçük cesaretleri en değersiz kullarından bile esirgememişsindir. İsa’yı neden bu kadar geç tanıttın ona? Neden, günahlarının yükünü taşıyacak gücü ona da vermedin? Selim de, kendi çapında, birkaç kişiyi kandırabilirdi senin yolunda. Meyveleri gösterdin de ağaca çıkarma becerikliliğini esirgedin. Neden küçük yaştan Latince, Eski Yunanca, Fransızca, İngilizce filan öğretmedin ona? (Sen ki bütün dilleri ezbere bilirsin). Dua etmesini bile öğretmedin ona. Evde yalnız kaldığı geceler, karanlıkta yorganı başına çekti ve ter içinde, mısra 193 ile mısra 214 arasında söylediği gülünç yakarmayı uydurabildi o zor şartlar altında. Daha iyi bir şeyler söyletemez miydin? Neden, onu canı kadar seven annesinin bile Selim’i; “Benim korkak oğlum” diye okşamasına göz yumdun? “Benim akıllı oğlum, güzel oğlum” dediği zaman da neden, şımarmasını önlemedin? Bir duvardan bir duvara çarpıp durdun onu. Bir uçtan bir uca itip durdun onu. Öğretmeni: “Yalan söyleme, bu resmi sen yapmadın,” dediği zaman neredeydin? Neden, bir karşılık bulmasına yardım etmedin? Oysa, o resmi Selim yapmıştı. On bir yaşında, “benim kızla konuşuyorsun,” diye Erdal’dan ilk tokadı yediği zaman, aslında kızla konuşmamıştı. Neden, babasının verdiği on liranın üstünü bir kerede yolda düşürmesini sağlamadın da, önce iki buçuk lirayı düşürdü ve koşa koşa dönüp bu parayı ararken kalan dört lirayı da kaybetti?
Edebiyat
La Collectionneuse (1967)
-çirkin bulduğun biriyle nasıl yakınlaşırsın? -benim sevgili kavramımda çirkinliğe ya da güzelliğe yer yoktur. Arkadaşlarıma çirkin veya yakışıklı gözüyle bakmam. -çirkinlik başkalarını aşagilamadir. İnsan fiziginden sorumludur. Mesela bir ağız burun mimigi insanın içinin aynası olabilir.ayrica sadece basit bir güzellikten bahsetmiyorum. İnsanin hareketleri, kendini ifade ediş biçimi, yürüyüşü, hepsi güzelliğine dahildir. Haksız mıyım? Eric Rohmer
Sinema