İnsancıklar , Dostoyevski' nin ilk eseridir. Dostoyevski eseri tamamladıktan sonra bir arkadaşına (Grigoroviç) gösterir. Arkadaşı eserden çok etkilenip ünlü Rus şairlerinden biri olan Nikolay Nekrasov'a götürür. Nekrasov¹ da yakın arkadaşı ve ayrıca eseri dönemin ünlü eleştirmenlerinden biri olan Belinski'ye okutur. Belinski'nin eseri okuduktan sonra eseri şu sözlerle değerlendirir :
« İki gündür kendimi bu kitaptan uzaklaştıramıyorum. Yeni bir yazar, yeni bir yeteneğin kalemi bu; onu tanımıyorum, kimdir, neye benzer bilmiyorum ama bu roman Rusya'da hayatın sınırlarını öyle kahramanlara veriyor ki bize, bundan önce hiçbir yazar bu kadarını düşlerinde bile göremezdi... Rusya yeni bir Gogol kazandı. »
Eser yaşlı bir katibin genç bir kızla arasında oluşan güçlü bağı konu alır. Olaylar mektup türünde anlatılır. Ve tabi ki Dostoyevski'nin bundan sonraki hemen hemen tüm eserlerinde olduğu gibi toplumsal konuları da ele almış. Kitap oldukça akıcı bir dilde yazılmış. Tasvirleri oldukça başarılı. Eser-Yazar ilişkisi tüm eserlerde olduğu gibi bu eserde de belirgin bir şekilde gözüküyor.
Ve söylemem gerekir ki Makar ve Varvara arasındaki bağ.. özellikle Varvara'nın hayat öyküsü beni çok etkiledi. Nedensizce Varvarayı okurken aklıma Vera² geliyordu. Tabi bu isminden de kaynaklanıyor olabilir. Varvara güçlü bir kadın gerçekten. O döneme göre baya güçlü hemde. Ve ayrıca Pokrovski'nin başına gelenler de aşırı üzücüydü. Keşke öyle olmasaydı dedirten bir öyküsü var. Keşke öyle olmasaydı. Ve Makar.. Dostoyevski karakterine kendi kişiliğinden özellikler vermiş. Makar'ı okurken Dostoyevski'yi okuyorsunuz diyebilirim. Hani Goethe diyor ya "Dünya hassas kalpler için cehennemdir." İşte gerçekten de öyle..
[1] Nekrasov'un Unutkan yürek şiirine bakınız.
[2] Nâzım Hikmet Ran'ın eşi.