En iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak. Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey, bir yığın ihtiyaç, azap ve korku idi.
Size her şeyi anlatmak için geldim; sanki benim için zaman durmuştu, sanki bir duygu, bir düşünce o andan itibaren sonsuza dek bende yaşamalıydı, sanki o an sonsuza dek sürmeli, benim için bütün yaşam o anda tam anlamıyla durmalıydı... Uyandığımda, eskilerden tanıdık gelen, bir yerlerde duyup sonra unuttuğum tatlı bir ezgi aklıma geldi.
Sanki yaşamım boyunca içimden çıkmak isteyen bir ezgiymiş de ancak şimdi....
Fakat mutluluk ve neşe insanı nasıl güzelleştiriyor! Yürek sevgiyle nasıl da kaynıyor! Sanki kendi yüreğini alıp bir başkasının yüreğine dökmek istiyorsun, herkesin neşelenmesini, herkesin gülmesini istiyorsun.