Pagos

Pagos
@Pagos35
Tenhalığı seviyorum, sık görüşülmeyen ama bağı da koparılmayan dostlukları. Sakin mekanları, az rastlanılmayı, kendimle kalmayı, kendimi saklamayı ve de sınırlarımı...
Duyumsal tipe gelince, o nesnelerle ilişki içinde, gerçekle yüz yüzedir. Onun için doğru olan, gerçekleşen şeydir. Sezgisel tip içinse, tam tersine, nesnenin gerçekliği o anki değil, ileride alacağı durumdur.
Sayfa 99 - Say Yayınları·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Sezgisel kişi gerçekle yüz yüze gelmekten tedirgin olur her zaman. Gerçeklik kavramından tedirgin olduğu için çoğu kez yaşamın somut olanaklarının uzağında yer alır. Tarlayı eken ve ektiklerinin olgunlaşmasını beklemeden bir başka tarlaya geçen birini anımsatır; ardında hep ekili tarlalar bırakır ve hep yeni umutlara doğru koşar, böylece de yaşamın nimetlerinden yararlanamaz.
Sayfa 99 - Say Yayınları·Kitabı okudu
Düşüncenizi bir konuya yönelttiğinizde, dikkatinizi bir noktaya toplamanıza karşın, konuya eşlik eden çevresini, bir dizi başka şey de düşünmüş olursunuz; ana konunuzla hiç ilgisi olmayan tutar izlenimler edinirsiniz. Aynı durum, duygu, durum ve sezgi alanında da böyledir. Amacına uygun bilinçli bir işlemin akıldan geçişinde, alt-ürün biçiminde oluşan öznel katkılar da yanında yer alır. Herkes, bu gibi şeylerin var olduğunu bilir ama hiç kimse bu tür fenomenlerin konusu olmayı içtenlikle kabullenmez. Onların bilinçaltında kalması yeğlenir. Böylece saf, namuslu ve dürüst ama yalnızca "tek arzuladığım şey..." diyebilen kişiler olunabilir.
Sayfa 94 - Say Yayınları·Kitabı okudu
Birinin sezgili tip sınıfına girip girmediğini bakışlarının ışıldamasından anlayabilirsiniz. Bu bakış, duyarlı tipte bulunmayan, nesnelerin gizemini parçalama yollarını ararcasına onları yoklayan, ışını andıran canlı bir bakıştır.
Sayfa 88 - Say Yayınları·Kitabı okudu
Nesneleri olduğu gibi gören kişi gözlerinin bakış doğrultuları arasına yerleştirerek şöyle böyle izler: Bu duyarlı kişidir. Sezgili kişi, nesneleri ışıldayan bakışları ile kaplar, sarar (Goethe'nin gözleri buna iyi bir örnektir). Sezgili kişinin aslında nesnelere bakmadığını anlayabilirsiniz; nesneleri çevreleriyle birlikte algılar. Önemsiz bir veri kabul ettiği nesnenin kendisini gözlemlemekle, yetinmez. Tanımaya can attığı, nesnelerin durumu, geçmişi ve geleceğidir. Bu nedenle nesnelerin bütünlüğüne yönelir, olaylarda nasıl yer aldıklarını, gelecekte ne olacaklarını öğrenmek istercesine özel doğaları ve özgür yaşamları üzerine bilgi edinmek ister.
Sayfa 88 - Say Yayınları·Kitabı okudu