"Tekelcilik yapan bütün piskoposluk meclisi üyeleri pataklanmayı, yakalarından tutulup pirelerinin silkelenmesini, kenelerini ayıklamak için derilerinin yüzülmesini hak ediyor. Şerefsizlikten bir an olsun çekinmeden manastırlarınızda hırsızlama elde edilmiş tahılları istifliyorsunuz, zavallı aile babası hiçbir şey bulamayıp karısıyla çoluk çocuğuyla açlıktan ölse de. İşte bu yüzden fiyatlar bu kadar yükseliyor. Her şey ateş pahası! Muhasebe defterlerinize yuvarlanmış rakamlar yazıp sadece ufacık meblağlar veriyorsunuz borç olarak. Doluyu, donu, kuraklığı ellerinizi ovuştura ovuştura neşeyle karşılıyorsunuz. Ruhban sınıfının aşırı bolluğu midemi bulandırıyor! Korumaları gereken kuzularla karınlarını doyurduklarını görmekten tiksiniyorum."
(Karıştırır, eşeler sandığı ve bir parça beyaz kumaş çıkarır. Kumaş kollarıyla açabileceği büyüklükte değildir, bir tarafını kaldırır, karışıyla ölçer.) Eni aşağı yukarı 17, boyu da 35 karış olsa… Annemin yaşı kadar eni, Hüsnüyusuf babamın yaşı kadar boyu varmış. Yatağa germek suretiyle… Ve sonuç!
Şöhret de güzel bir şeydi elbette, ama bu şahane rüyayı asıl Ruth için görüyordu. O bir şöhret düşkünü değil, Tanrı’nın çılgın aşıklarından biriydi sadece.
Ayrıca yüreğimi değil, aklımı ve yetilerimi beğeniyorlar, oysa her şeyin kaynağı yürektir: tüm gücün, tüm mutluluğun, tüm kederin. Ah, benim bildiklerimi herkes bilebilir ama yüreğimdir yalnızca bana ait olan.