Sokrates'i böyle bilge kılan şey, durmaksızın
soru sorması ve düşüncelerini tartışmaya
daima istekli olmasıdır. Yaşamın ancak ne yaptığınızı düşünürseniz yaşanmaya değer olduğunu söylemişti. Sorgulanmamış bir varoluş
koyunlara uygundur, insanlara değil.
Değer verdiği bilgelik türü, argümana, akıl yürütmeye ve sorular sormaya dayanır, önemli biri doğru dedi diye bir şeye inanmaya değil. Sokrates için bilgelik, çok şey bilmek ya da bir şeyi nasıl yapacağını bilmek değildi. Bilgelikle neyi bilebileceğimizin sınırlarını da içererek, varoluşumuzun gerçek doğasını anlamayı kastediyordu.
Unuttun mu hemen yine? Bir daha mı anlatacağım yani? Tam bir kaçıksın ha!"
"Unuttum. Unutmamaya uğraştım. Valla çok uğraştım, George."
"Anladık, anladık! Bir daha anlatacağız. Başka işimiz, gücümüz mü var? Ben anlatırım, sen unutursun; ben yine anlatırım, vaktimizi bununla geçiririz işte."