William Morris in ütopyası mutlu bir toplum için komünizmi şart koşmakta,insanların tümüyle eşit şartlarda yaşabilecekleri bir topluma nasıl erişebileceğini sorgulamaktadır.Doğayla bütünleşik ,eşitlikçi,devletsiz bir toplum tasavvur edilmiştir.Sanayileşmenin yerini toplumsal zanaat ekonomisinin aldığı özgürlükçü sosyalist bir topluma ilişkin ikna edici bir vizyon sunmaktadır. Yaşanılan dönem " Hayatın Eşitliği"dönemidir.Burası hiçbir şeyin israf ve berbat edilmediği bir bahçedir. Emeğin karşılığı hayat ve yaradılış bir ödüldür.Fabrikalara 'Toplu Çalışma Grupları ' denmekte ve buralarda birlikte çalışmak isteyen insanlar toplanmaktadır . 1 Mayıs günü "Sefaletin Yok Edilmesi Günü' olarak kutlanmaktadır.Özel mülkiyet kutsallığının artık geçerli olmadığı bir dönemden bahsetmektedir.Eğitim -Öğretim bilgi edinme sanatı olarak değerlendirilmektedir.İnsanların o kadar akıllıca sözünü ettiği ve o kadar da aptalca uyguladığı cezalar ,kendi korkularının dışa vurumundan başka neydi ? günümüz ceza sistemini bir özeti şeklindedir.Merak uyandıran ve mutlaka okunması gereken bir roman.
Zamyatin ; 36.yy da geçen romanda insanın doğadan ve kendi benliğinden koparılmış bizleşerek teknolojiye ve bürokratik devlete teslim oluşunu anlatmaktadır.Saydam cam duvarların arkasında yaşayan insanların her dakikası devlet tarafından belirlenip denetlenmektedir.İnsanların adları değil numaraları vardır.Erkek ve dişi numaralar yalnızca izin belgeleriyle önceden belirlenmiş ,sevişme saatlerinde birbirini ziyaret ettikleri zaman perdeleri indirme hakkına sahiptirler. ‘’Biz dalgaların aşk fısıltılarıyla elektrik elde ettik ,kudururmuşçasına kabaran köpükleri olan canavarı evcil hayvana dönüştürdük ve bir zamanlar şiirin vahşi olan doğasını aynı şekilde ehlileştirdik ve yerleşik kıldık.Artık şiir arsız bir bülbülün ötüşü değil, şiir bir devlet hizmeti ,şiir bir fayda.’’der. Zamyatin in distopyası bugünün dünya düzenin kirliliğinin resmi gibi..