Ömer

Ömer
@Pascalian
«Yusuf’un masalı neden Yusuf’la başlamıyor? Bir Şivekâr varmış, bir genç kız, Yusuf yokmuş.»
1925 yılında Balıkesir’e uğrayan Mustafa Kemal’i karşılama töreninde, Dr. Galip adlı bir konuşmacı, “Büyük Gazi Allah Kuranında Muhammed’in son peygamber olmadığını söylememiş olsaydı bugün ben sana peygamber der idim” dediğinde, hazır bulunanlardan bazıları, “Hayır, Gazi Türk’ün peygamberi, Türk’ün peygamberi” diye bağırmışlar; hatip de reisicumhurun, “bütün Türk kalblerinin teveccüh etdiği ulu ve mu'azzam bir Kâ‘be” olduğunu eklemiştir. Bu ifadelerin ortaya koyduğu gibi, seküler ulusal lider, yeni din olan milliyetçiliğin nebisi ve kutsalı olarak görülmüştü.
Tarih
Reklam
Mustafa Kemal, Fouillee etkisiyle, “milletlerin dinlerini kendileri uydurduklarını” düşünmüştür.
Sayfa 511·Kitabı okuyor
Tarih
Yeni Türkiye’nin lideri, “avamın ilmi” olması nedeniyle ıslâh etmek istediği dinin etki alanını da elden geldiğince sınırlamak istemiştir. Millînin “dinî”nin yerini alacağı, daha doğru bir ifâdeyle “dinleşeceği,” bilimciliği merkezine alan yeni ideolojinin toplumu “aydınlatacağı” bir “inkılâb” döneminin ardından, Türkler farklı bir kimlik kazanacak, dinin nüfuzu “avam” içinde dahi geriletilecektir.
Sayfa 511·Kitabı okuyor
Tarih
Atay’ın da vurguladığı gibi, Mustafa Kemal ile “onunla bir düşünen inkılâpçılar, millileşme ve garplılaşma hareketinin ilk muvaffak olma şartını, dilde ve kafada, Türk Milletini Arap kültüründen uzaklaştırmada” aramışlar ve ibadetin Türkçeleştirilmesine bu zaviyeden bakmışlardır.
Sayfa 509·Kitabı okuyor
Tarih
Yirminci asırda yapdacak yeni bir Kur an tercümesinin, 1534 Luther İncili (Lutherbibel) benzeri etki yaratacağı düşüncesi, şüphesiz, anlamlı değildir. Osmanlı öncesi çeviriler ve satır arası Kuranların yanı sıra 1841 sonrasında, meâl ve tefsir yayımında artış görülmüş; bu faaliyet, ikinci Meşrutiyet Döneminde ivme kazanmıştır. 1914 ydında “tercüme ve tefsir” benzeri ihtiyadı bir başlıkla neşrolunan çalışma ise yüksek satış rakamlarına ulaşmıştır. Dolayısıyla, resmî çeviriye, Türk rönesansının yolunu açma alanında sihirli bir değnek işlevi atfedilmesi oldukça anakronik ve şabloncu bir yaklaşımdır.
Sayfa 508·Kitabı okuyor
Tarih
Reklam