"Birbiriyle çelişik iki iddianın aynı derecede doğru olduğu"nu öğrenen birçok Protagoras yandaşı, bireyin hakkını ortaya koymaya önem vermiş ve böylece bir tür "en kuvvetlinin haklılığı" ahlakını yaratmıştır.
Protagoras, Yunan felsefesi tarihinde çok önemli ve unutulmaz bir çığır açar. Çıkış noktası olarak artık nesneyi, dış doğayı değil, özneyi, insanın akılsal özünü alan ilk kişi odur. Bu konuda o, hiç kuşku yok, Sokrates'in öncüsüdür.
Deney karşısında aklın bu pervasızlığı, gözlemin bu haksız bir biçimde terk edilişi, Eski Yunan'da olduğu gibi bugün de vardır. Bu konuya ileride geniş olarak yeniden döneceğiz. Her ne olursa olsun, sağlıklı bir felsefenin elinden gelen güçle materyalizmi koruması gereken nokta burasıdır.