If changing somebody’s mind requires you to change who they think they are, then what you need is not rational arguments but ways to undermine your opponents’ sense of self or self-respect.
İlk başlarda güzeldi hayatım.
Cesaret veriyor, ısıtıyordu kalbimi.
Tabii o zamanlar nerden bilirdim
gençken herkese öyle geldiğini.
Bilmiyordum hayatın ne olduğunu -,
sonra bir çırpıda yılbeyıl
yitiriverdi güzelliğini, körpeliğini, sihrini,
adeta ortadan ikiye yarılmış gibi.
Ne onun suçuydu ne benim;
sabırdan gayrı bir şeyimiz yoktu,
ama o da yoktu ölümün elinde.
Gördüm gelişini (ah nasıl da berbattı),
ve seyrettim onu, alıp alıp götürürken:
ne de olsa hiçbiri bana ait degildi.
iyi de neydi benim olan, bana ait, benimki?
Bizzat şu bedbahtlığımı bile
tastamam kader ödünç vermemiş miydi?
Yalnızca mutluluğu değil, Kader
acıyı da feryadı da geri ister
…