Zühre

Zühre
@Passenger__
"En asil haz, anlamanın verdiği sevinçtir."
Özünü kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredebilirsin?
181 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
"Benimle iletişim kurman neden bu kadar uzun sürdü?" diye sordu Mike, biraz alaylı bir sesle. "Sen sadece bir dakika önce yardım istedin" diye karşılık verdi ses. "Ama saatlerdir dolanıp duruyorum!" "Bu senin seçimindi. SENİN dileğini bize ifade etmen ne­ den bu kadar uzun sürdü?" Ses, Mike'a aynı şekilde karşılık ve­rerek açıkça eğleniyordu. "Yani sadece istediğimde mi yardım alabileceğimi söyl­üyorsun?" "Evet. Bu harika bir kavramdır!" diye karşılık verdi ses. "Sen özgür bir ruhsun, onurlu ve güçlüsün ve eğer seçersen ken­di yolunu oluşturabilirsin. Bu tüm yaşamın boyunca yaptığın şeydi. Biz daima buradayız, ama sadece sen istediğinde hare­kete geçeriz. Bu sana çok mu garip geliyor?"
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Farketmesek de henüz çoğumuz, Ancak budur ortak düşümüz.. 💐

Quintessentia

@Dedalus_
·
İyi olacağız…
İyi olacağız… Hem şimdi, hem yarın, hem de yolun o her şeyi temize çeken menzilinde mutlaka iyi... Ayrı düştüğümüzü sandığımız o uçsuz bucaksız yollarda, aslında hepimiz aynı karanlıktan geçip aynı aydınlığa yürüyoruz. Dönüp durduğumuz bu devridaimde; kimi zaman birbirimizin göğsüne açılan bir yarayız, kimi zaman o yarayı sarıp sarmalayan merhem. Kimi zaman vuran el oluyoruz, kimi zaman o elin altında ezilen mahzun bir yürek. Üzerimize ne çok zırh, ne ağır kumaşlar giymişiz böyle… İsimler, keskin inançlar, içimizde kor gibi büyüttüğümüz öfkeler, bizi kör eden o mutlak haklılıklar ve sessiz kırgınlıklar. Sonra bir gün, rüzgâr tersine dönüyor ve anlıyoruz; taşımaktan yorulduğumuz bu sıfatların hiçbiri bizden, o saf insanlığımızdan büyük değil. O gün, göğsümüzün kafesi genişliyor. O gün, kimseyi gözden çıkarıp uçurumlardan aşağı bırakmak gelmiyor içimizden. Çünkü o yabancı dediğimiz gözlerin derininde kendi korkumuzu görüyoruz; bizim gibi özlediğini, bizim gibi yanılıp savrulduğunu, aynı aşkla sevip aynı yasla eksildiğini fark ediyoruz. Bir insanı bütünden silmeye kalkmanın, kendi kalbini ortadan ikiye yarmak, kendi canından bir parçayı koparıp atmak olduğunu nihayet hissediyoruz. Belki de bu uzun, bu yorucu yolculuğun bütün sırrı buradadır: Birbirimizi yargılamanın o çorak toprağından kaçıp, birbirimizin yüzünde kendimizi tanımayı öğrenmek için. Günün sonunda ne kadar uzağa fırlatılırsak fırlatılalım, hangi uçurumlardan dökülürsek dökülelim; hepimiz aynı denize doğru koşan, o sarsılmaz hasretle akan sular gibiyiz. Tek bir damlayı bile iten, o koca ummanı da inkâr etmiş sayılır. Ummanı kalbiyle seven ise, en yaralı, en küçük damlayı bile incitmden buyur eder bağrına. Ben işte o kutlu vakte inanıyor ve güveniyorum... Kimsenin kapı eşiklerinde kalmadığı, kimsenin o koyu
İyi olacağız.... , Hem şimdi, hem yarın ama illa ki nihayetinde... Öyle bir iyilik ki, buradaki sonlu filmin sonunda iyi, kötü, öteki, dost, düşman, haklı, haksız, rakip, borçlu, alacaklı rollerinin hepsinden herkesin gönüllü soyunup, kendilerinin ilahi sevginin bahçesinde aynı Öz'ün damlası olduklarının idraki ile karışık katıştıkları bir iyilik düşlüyorum. Kimseyi gözden çıkarmaya, dışlamaya, mahrum etmeye, ateşe mahkum etmeye niyetim ve kabulüm yok. Damlanın dahi yoksa ummanın mutlaka yok.
“Gerçeğin gökyüzündeki bir kutup yıldızı gibi bir gün ulaşabileceğimiz bir şey olduğunu düşünmüyorum. O daha çok durmak bilmeksizin bir çaba gibi. Bir hareket, belirsiz bir yolculuk, beyhude girişimlerle dolu bir arayış. Ama anlam ve amacı hayatlarımıza kazandıran; bizi kırlardaki hayvanlardan ayırt eden şey, işte bu bilinmeyene, loş ışıklı uçsuz bucaksız ormana yapılan yolculuktur.” /Werner Herzog/