"Kendimle bir dönemeçte koşan iki çocuğun çarpıştığı gibi karşılaşmışım da hangisinin ben olduğuma karar veremediğim o çok kısa zamanın habire tekrarlanmasından perişan çarcabut gibi ağzım, yorgunum biraz da
Yine de biri çıkıp nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim. Kederli olduğum da söylenemez zaten. Buna sebep de yok çünkü. Ne taze bir ölüye sahibim, ne felaket geçirenlerim var. Dedim ya oturuyorum öylece...
Benim servetim, kitaplarım diyordu o.
Kitaplarım, yani hayatım.
Doğrudur. Kitaplarla içli-dışlı olmuştu. Onlarla konuşmuştu hep.
Kitaplar alıp götürmüştü onu. Geçip gitmiş zamanlara, özge dünyalara...