Daha az kıskanıp daha az sahiplensek, standartlaştırmanın kısırlaştırıcı baskısına yüz çevirip, benzersizliğe daha çok değer verseydik. Dikey hiyerarşiyi boşlasaydık. Peki, ya aşkın karşılığı olan hiçbir sözcük olmasaydı? O zaman aşk olmayacak mıydı yani? Aşk duyulmayacak mıydı o zaman? Aşk, sözden önce de vardı.
Kalabalık bir caddede yürüyüp giden binlerce insandan biri, ansızın ilahe haline gelecek. Kendi yarattığın bir hayale tapacaksın. Yıllarca seni kandırabilir. Bu senin ahmak olduğun manasına gelmez; mesut olmak istediğin için yaparsın bunu. Hayal, gözbağı, hokkabazlık, sihir, aşk, dostluk... Ne dersen de, böyle bir oyundur.