Okurken pamuk gibi olduğum bir kitap. Bir çiftin birbirine karşı olan saygılarını ve sevgilerini hiç yitirmeyişlerini, birbirlerine verdikleri kıymeti yüzümde tebessümle büyük bir mutlulukla okudum. İnsanların saygı namına bir şey taşımadığı bu zamanda böyle bir güzellikle bizi buluşturduğu için Fatih DUMAN’a sonsuz teşekkürler.
Meczup-152 Gün-Hiç Kimse üçlemesinin ikinci kitabı. Bu kitapta Ömer amca ile Fadime Teyze’nin hikayesi çıkıyor karşımıza. Öylesine saf, masum, şeffaf, sevgi ve merhamet dolu bir hikaye onlarınki. Keşke diyorum okurken, keşke her hikaye böyle güzel olsa…
Hikayeyi anlatmayacağım tabiki ama Ömer’in gözünden Fadime’sini; Fadime’nin gözünden Ömer’ini mutlaka okuyun.
Keyifli okumalar dilerim.
Orhan Kemal ‘in ağlayarak yazdığını ifade ettiği kitabı cinnet geçirerek, kitabı fırlatıp atmak isteyerek, yeter diye isyan ederek, kızıp, sinirlenip, üzülüp, ağlayarak, içimin yanışını iliklerime kadar hissederek okudum.
Sevgiye aç, biçare Nazan’ın evlendikten sonra gerçek manasıyla El Kızı olarak görülmesi zaten hikayeyi başlatıyor.
Kitabın dili çok hoşuma gitti sürekli bir merak duygusu var, sürekli okumak istiyorsunuz. Gayet akıcı ve net. Kitap elinizde olduğu sürece siz de olayın içerisinde olup biteni bir köşeden izliyorsunuz. Müdahale etmek istiyorsunuz ama Maalesef olmuyor bu da karabasan basmış gibi hissettiriyor.
Toplum gerçekçiliği ne yazık ki tokat gibi vuruyor yüzümüze. Bu kadar da olmaz dediğimiz her şey fazlasıyla oluyor. Kadının hor görülmesi, toplumda değersiz görülmesi, kocanın “malı” gibi görülmesi, erkeğin “elinin kiri” olarak değerlendirilmesi, erkeğin her haltı yiyip namusu sadece kadından beklenmesi.. bunlar ne yazık ki günümüzde bir hortlak gibi geziyor aramızda. Keşke herkes olması gereken yeri bilse ama dünya öyle güzelbir yer değil.
Hikayenin sonu kitabın başında yer alıyor ve okudukça taşlar yerli yerine oturuyor. Bu durum benim çok hoşuma gitti. Ama keşke hikayenin sonu böyle bitmeseydi. Nazan’ın hayatında bir kez güzel bir şey olsaydı .. Çekilen her tarafa sürüklenen bir kadın. Eğer bir arkasında bir dağı, döneceği bir kapısı olsaydı hayat onun için çok farklı olabilirdi. Ah, Nazan!
Çok şey yazmak istiyorum. Hacer’in canına okumak istiyorum, Mahzar’ın içtiği şişeleri kafasında kırıp önündeki her şeyi görmesini istiyorum, Hatta ve hatta küçük Haldun’un cicianneye bağlanmayıp yeri göğü inletip annesini geri getirmesini istiyorum. Ama yok hiçbiri mümkün değil .
Ben cinnet geçirsem de okuyabilirim diyecek olan herkese keyifli okumalar dilerim