Yüzyıllık Yalnızlık
"Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü olağan şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. "
Gabriel Garcia Maroquez böyle tarif ediyor büyülü gerçekçilik akımının okuyucuyu üzerindeki etkileyici yanını ve kendisini bu akımın en ünlü isimlerinden biri olmasına hazırlayan çocukluk yıllarını.
1982 Nobel Edebiyat Ödülünü almaya hak kazanan Yüzyıllık Yalnızlık, Buendio ailesinin, Macondo isimli kasabada geçen yüz yıllık bir aile öyküsünü, bu akımın ışığında anlatıyor.
Macondo hayali bir coğrafya olsa da yazarın çocukluğunun geçtiği Aracataca kasabasını ve dönemin siyasi iklimini yansıtmaktadır. Marquez, Ernesto Che Guevara ve Fidel Castro önderliğinde gerçekleşen Küba Devrimi'nden etkilenmiş ve kitabında da Liberaller ve Muhafazakarlar arasında geçen bir savaş kurgulamıştır. Jose Buendia ve arkadaşları tarafından keşfedilmiş, huzurlu Macondo'yu ve sonrasında kapitalizmin bu el değmemiş toprakları nasıl sömürdüğünü, işçi haklarını ihlal edip, vagonlar dolusu greve giden işçilerin nasıl katledildiğini anlatırken aslında tarihi gerçekliklerden yola çıkıyor. Ayrıca muz şirketinin Macondo' da bu etkiyi yarattığı sıralarda kasabada baş gösteren unutkanlık hastalığı, önemli bir sosyolojik ve psikolojik gerçekliğe atıf yapan başarılı bir metafordu bence.
Buendiaların nesiller boyunca benzer kaderleri yaşamaları, soy diziminin önemini ve belki de kollektif bilinç dışının varlığını kanıtlar nitelikte. Kitapta çocuklara devamlı atalarının isimlerinin konulması, bu kader döngüsünün nedenlerinden biri olarak sunuluyor. Öyle ki kitap boyunca Aureliano'ların benzer, Arcadio'ların benzer karakter ve yaşam öykülerinin olduğuna tanık