...Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuz ya da kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür; bizi ayıran küçük bir köprü vardır hepsi o kadar. ama sen tam bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam “bu köprüyü geçip bana gelir misin ?”
..işte bu andan artık bunu istemeyi verirsin o andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar bitiverir önümüzde ve bir araya gelmek istesekte yapamayız artık
...
‘Ya melankoli bu nöbetlerini sırasında ya da sonrasında ne ölçüde ortaya çıkıyor?’
‘ benim de kara dönemlerim vardır kimin yoktur ki? Ama ben onlara sahibim onlar bana değil. onlar hastalığımla değil, benim varlığımla beraberler isterseniz şöyle diyelim onlarla beraber yaşama cesaretini göstere biliyorum.’
Masumiyet müzesini duymuştum ama kitapta nasıl bağlantı kurulacağını öngörememiştim. Orhan Pamuk tüm cümlelerde müzeyi bir nakış gibi işlemiş. İlk sayfalarda kitaba dair kopukluk yaşadım olay örgüsü içine almadı beni. Fakat sonrada doğru özellikle son 50 sayfada soluksuz okudum. Masumiyet müzesi, konusu, detayları, anlatma şekli, yaptığı ruhsal analizler, farkındalıkları ve her karakterin şahsına münhasır olmasın açısından oldukça kıymeti bir kitap. Sonu zaten benzersiz bence.
biraz psikolojik açıdan bakalım. Kemal bey ayrılık sonrası yası yaşamak yerine yasa tutunmuş gibi geldi bana. Müzeyi kurma sebebi, müzeyi kurmadan önce biriktirdiği eşyalar bunu hissettirdi. İlişkide bağlanma problemleri var, ayrılık sonrası ve ilişki içindeyken yaptığı davranışlar kabul görmek üzerine. Yıllar sonra tekrar bulduğu Füsun’dan hayır cevabını almamak adına her şeye evet diyor. Füsundan ayrıldıktan sonra o sokakları gezmesi, ona dair olan her bilginin kendisi için anlamlı olması beni çok etkiledi. Sevdiği, değer verdiği insan için o kadar çok emek verdi ki bunlar benim çok hoşuma gitti. İlk nişanlısı olan Sibel’le yaşadığı özel hayat günümüz erkeklerinde de var. Bir aşk acısını unutmak için başka kadında yara açtı..
İlişlileri, aşkı, tutkuyu anlatması her şeyi ile özel bir kitap umarım bir gün masumiyet müzesini gezerim..
,Bir müze yapıyorum da ..’
‘onu sormuyorum bunları niye istiyorsun diye soruyorum ‘
kendi kendime eşya toplayan bunları bir köşede biriktiren her takıntılı kişinin arkasından bir kalp kırıklığı derin bir dert açıklaması zor bir ruhsal yara olduğu anlamına geliyor bu soru. benim derdim neydi sevdiğim biri ölmüştü de cenazesinde yakama resimli takamadığım için mi dertliydim? Yoksa, tıpkı bu soruyu soranınki derin derdim hiç ifade edilmeyecek, utanç verici bir şey miydi