Sabahlar, akşamlar, sevinçler ve tasalar küçülüyordu.
Zaman küÇülüyordu.
Bakıyorum, gözlerim küçülüyordu, ben küçülüyordum,
bir karanlık göğün içinde bu dünya küçülüyordu,
var küçülüyordu,
yok küçülüyordu.
Yanılıyorum. Böyle değildi yaşadıklarımızın anlamı. Ama belki de buna benzer şeylerdi. Çocukluk zamansız doğan bir ay olunca bir gün; uzak ve yabancı kalınca akıp giden günlere; her şey, herkes yeni bir anlama bürünüyor. Daha kırık, daha hüzünlü.”
Bakışları bu sonsuz ve susuz düzlüğü kucaklıyordu. Saçlarından deniz kokusu yayılırdı. Bu koku bir kıraçlığın büyüttüğü insanları şaşkına çevirirdi hep, ılık kum ve yosun gibi.”