Nereden gelir? Nasıl birdenbire gider? Veren mi tekrar elimizden alır? Yoksa biz mi birdenbire bıkar, “Buyurunuz efendim, bendeniz artık hevesimi aldım. Sizin olsun, belki bir işinize yarar!” diye hediye mi ederiz?
Eski şapkalarımız, ayakkabılarımız, elbiselerimiz gün geçtikçe bizden birer parça olmazlar mı? Onları sık sık değiştirmek isteyişimiz de bu yüzden değil midir? Yeni bir elbise giyen adam az çok benliğinin dışında çıkmışa benzer: Kendinden uzaklaşmak, ona bir değişikliğin ardından bakma ihtiyacı, yahut "Ben artık bir başkasıyım!" diyebilme saadeti.
Bugünlerde bütün çocuklar korkunçtu. En kötüsü de, Casuslar gibi örgütler aracılığıyla sistematik olarak çocukları idare edilemez küçük vahşilere dönüştürülmesiydi.