Pergen Han

Steven Pinker, son 200 yılda antropologların üstünde çalıştığı yirmi yedi devletsiz topluluğa ait verileri toplamış ve her 100.000 insanın 500’ünün şiddet nedeniyle öldürüldüğü sonucuna ulaşmıştı. Bu oran ABD’de her 100.000 kişide 5 olan öldürülme oranının 100 katına; her 100.000 kişiden 0,5’inin öldürüldüğü Norveç’teki oranın 1000 katına karşılık gelir. Modern-öncesi topluluklardan elde edilen arkeolojik deliller bu şiddet oranıyla örtüşmektedir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Özgürlük sadece eylemlerinizi seçmekte serbest olduğunuz soyut fikrine dayanmaz; aynı zamanda özgürlüğü kullanma yeterliliğini de içerir. Başka insanlar, bir başka grup veya örgüt sizi zorlamak, tehdit etmek veya baskı altına almak için toplumsal ilişkilerin ağırlığını kullanma gücüne sahipse özgürlüğü kullanma yeterliliği mevcut değildir. İhtilaflar fiili güç veya güç tehdidiyle çözülüyorsa da söz konusu yeterlilik yok demektir. Aynı şekilde, ihtilafların yerleşik geleneklerin dayattığı eşitsiz güç ilişkileriyle çözüldüğü durumlarda da yine eksiklik söz konusudur. Özgürlüğün serpilebilmesi için, kaynağı ne olursa olsun tahakkümün sona ermesi gerekir
Lagos’ta ceset görmek hiç de sıra dışı bir durum değildi. Bir keresinde kıdemli bir polis kaybolduğunda, meslektaşları bedenini bulmak için bir nehrin üzerindeki köprünün altına bakmaya karar vermişlerdi. Altı saat sonra aramayı durdurduklarında 23 ceset bulmuşlardı ve bunların hiçbiri aradıkları polis değildi.
İnsanlar] ...Kimseden izin almadan ve başkasının iradesine bağımlı olmaksızın... eylemlerini düzenleyebilip malları ve kişilikleri üzerinde uygun buldukları şekilde tasarruf edebiliyorlarsa... [özgürdürler].
Bugün minaresi olan her yapıya cami dense de, eskiden durum pek böyle değildi; sadece Cuma namazı kılınan ve içinde hutbe için minber bulunan yapılara cami denirdi ki, her iki kelimenin de kökü (Ar. cem:, toplamak) aynıydı. Yapımı için sultandan izin de alınması gereken bu yapıların dışındakilere mescit adı verilirdi.