Şimdiye kadar kim bilir kaç hayvan yükü kitap okudun, ne anladın? Hiç, değil mi? İnsanların bilgisi nedir? Zevk ve kibirlerinin ihtiyacı olan sanayiye ait olanları diyelim ki bir şeydir. Lakin hak ve hakikate dair ne bilirler? Hiç! Akıl denklemiyle hakkı itiraf mümkündür. Fakat bilmek, anlamak mümkün mü? Ne konuşalım? Harfleri birleştirmekle hikmet noktası bilinir mi?
Kısa kısa, sıkıntılı güldü. 'Daha kimse bir şey bilmiyor. Misafir gibi hangisine olsa gideriz. Sevinirler, ağırlamak için elinden geleni yaparlar. İstemiyorum bilgisizliklerinden yararlanalım. Güveni kötüye kullanmak olur. Çoğu kendilerine büyük iyiliğim dokundu sanmakta...Bana borçlu bilirler bugünki rahat durumlarını..Tehlikeliyse bu işin sonu, vaktiyle yaptığımız iyiliğe dayanarak güvenlerini kötüye kullanmış oluruz. Duyulunca, 'Ya bizde tutulsaydı, mahvolurduk' diye düşünürler. Bence, iyilik edilenden çok, iyilik eden taşımalı iyiliğin minnetini...'
“İnsanın kendisini tastamam hissettiği herhalde böyle birkaç an vardı hayatta. Öyle hep başı kesik tavuk gibi dolaşmıyordun dağ bayır. Bir an geliyor ve artık burada biraz dinlenebilirim diyordun. Büyük duyguların deli bir nehir gibi kayalardan aşağı akıp akıp sonunda denize döküldüğü bir yer vardı. Akış hızının azaldığı bir yer.”