"Çalıp oynayacak tabii ki hayvan. Çünkü ömrü kısa. Hayvanın ekolojik misyonu bu. Ayrıca sanatçı, saz şairi. Üreten sınıf bu zibidi ile özdeşlik kurup da kalkınma hamlesi sekteye uğramasın diye böyle resmedilmiştir. Bence tarihteki ilk bankacı bu masaldaki karınca. Temkinli, garantici, hesapçı... Ve ağustos böceğini kışın ayazında kapı dışarı edecek kadar da merhametsiz."
Belki boşanınca kendine bir soyadı seçer, onu alırdı. Hatta belki “Gül” olurdu. Böylece tam adı “Gül Özlem Gül” diye yazılırdı. Kalan ömrünü mutluluk içinde geçirmesini emreden yeni bir kimlik. Oh be!
O bir kapıya inanıyordu. O kapıyı bulmalıydı. Kapı şeyin yoluydu, şeyin...
Kapı Yoldu.
Güzel.
Büyük harf kullanmak, her zaman uygun bir yanıtınız olmayan şeyleri en iyi çözümlemenin yoluydu.
"Şapkanın 70’li yıllarda simgesel anlamı tuhaf bir paradoks taşıyordu. Bir şehirli ve kolejli olan, genellikle şehirlilerin partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı Bülent Ecevit bir köylü aksesuarı olan kasket takıyor; buna karşılık köylü olan ve genellikle köylülerin partisi Adalet Partisi’nin genel başkanı Süleyman Demirel, şehirli aksesuarı olan fötr şapkayı tercih ediyordu."