Selim Işık

Selim Işık
@Pickwick
Hayatta başımıza gelen ne kadar tatsızlık varsa –gülünç durumlara düşmemiz, yanlış hareketlerimiz, şu ya da bu erdemden nasiplenmemiş olmamız–, hepsi dış dünyadan gelen, ruhumuzun özüne ulaşması mümkün olmayan basit kazalar olarak görülmeli. İçimizde olsalar bile dışarıya ait, rahatsız edici şeyler, hayatın diş ağrıları ya da nasırları olarak kabul edelim hepsini, bunlar olsa olsa organik varlığımızı ya da bizdeki hayati unsurları zedeleyebilir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mektubu hâlâ bir ilişki aracı olarak, en güzel ve kazançlı ilişki araçlarından biri olarak gören eski moda insanlardanım ben.
Hocanın yorumu müthiş :D
Neler diyor St. Augustinus? Önce köleliğin doğal olmadığını söylemekle işe başlıyor; sonra köleliği günaha bağlayarak Tanrı'yı te­mize çıkarıyor, daha sonra, bu dünyadaki kötülüklerin Tanrı'nın yargısı dışında olamayacağını söyleyerek kölelik kurumunun Tanrı tarafından da onaylandığını belirtmiş oluyor. Bu dünyadaki bazı kölelerin iyi, bazı efendilerin ise kötü olduklarını görünce, Stoacıların izledikleri bir taktikle, insanların tutkularının tutsağı olmaları demek olan iç köleli­ğin, bir başka insanın tutsağı olmaları demek olan dış kölelikten çok daha kötü olduğunu söyleyerek, dikkati dış kölelikten iç köleliğe kay­dırıyor. Sonunda, efendi olmaktansa köle olmanın insan için daha ha­yırlı olduğunu öyle bir anlatıyor ki, insanın "keşke ben de köle ol­saydım" diyesi geliyor (!)
Büyük hayaller kuruyorsan ya delisindir, hayallerine inanır ve mutlu olursun ya da basit bir hayalperestsindir, hülya da senin için, tek kelime etmeden ruhunu yatıştıran bir ezgidir. Ama gerçekleşebilir olanı düşlersen, o zaman sahici düş kırıklığı diye bir şeyin gerçekten var olabileceğini anlarsın.
Düşlerin en itici tarafı ortalık malı olmaları.