Binlerce yıllık kahramanlıkları, destanlaşan savaşları okuruz. Savaşların siyasi, kültürel ya da başka nedenleri hakkında kafa yorarız. Bunun üzerine inşaa edilen ve bundan beslenen tarih bilimini dahi oluşturmuş vaziyetteyiz. Oysa savaşlara katılmayan ama yüreği, zihni ile orda olanlarla beraber olan kadınların varlığını, savaş öncesi ve sonrası yaşadıkları, hissettikleri, maruz kaldıkları hakkında pek düşünmek istemeyiz. Asıl yıkımın burada olduğunu görmezden geliriz yazının icadından bu yana.
İşte Seneca bu eseriyle bu konuda ki ikiyüzlülüğümüzü gözler önüne seren bir trajedi ortaya koymuş. Savaşlarla beraber erkekleri saran onur, gurur, zafer, şan ve şöhretin ardına gizlenmiş, keder, acı, özlem ve çaresizliğin kadınları nasıl esaret altına aldığını gözler önüne sermiş.
Bu eserle savaşların şaşalı yüzünün gösterildiği o madalyonun bir başka yüzünün de olduğu gerçeğini tokat gibi çarpmış okurun yüzüne Seneca. Savaşları kim kazanırsa kazansın kaybedenin hep "kadın" olduğunu tiyatral bir şekilde dile getirmiş bir eser.
Gerçek tarihte ki savaşlardan etkilenen nice kadının varlığını düşündürürken iyi okumalar dilenebilecek bir kitap mı emin de olamadım açıkcası. Farkındalığınızı artırmasını dilediğim zihinsel derinliğinize katkı sunacak bir eser.
Troialı KadınlarSeneca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009404 okunma
Çocukluğunun başlarında yaşadığı travmatik olaylardan sonra yaşamında, mesleğinde ve bir erkeğin kalbinde kendine uygun bir yer edinememiş bir karakterin, çözmek için içine girdiği, ilerleme kaydettikçe de kendini kurtaramadığı bir kovalamacaya şahit oluyoruz.Başarılı olamadığı yaşamdan,sevdiklerinden ve en önemlisi kendinden kaçan bir karakterin tutunduğu bir ip ucu için gögüslediği zorluklara eşlik ediyoruz bu hikayede.
Fransa'nın sokaklarında başlayıp G.Amerika'nın birden fazla bölgesinde bir sürek avına dönüşen bu hikayede birçok farklı ülkenin görünmeyen yüzünüde gözler önüne seriyor bu kitap. Siyasi çalkantılar, sömürü, kolonial çağın ağır mirası, öfke ve insana ait en eski güdülerin kurgulandığı, Latin Amerika gibi ülkelerde adı sanı duyulmamış insanların neler yaşamış olduklarına bir nebze ışık tutan da bir eser. Nemin, sıcağın, gelişememenin,ilkel güdülerin ve doğanın o dizginlenemez kakafonisinde suçluyu aradığını sanan ama asıl kendini bulmayı amaç edinmiş bir kadının serüvenine davetlisiniz.
Grange söz konusu olduğunda kaleminden izler gayet seçilebilir olsa da hikayede açıkta kalan durumların varolması, belli bir yerden sonra olayın bireyselleşmesiyle türün gerekliliklerinin bir kenara itildiğinin hissedildiği bir esere dönüştüğü farkediliyor okur tarafından. Grange için bile ortalama düzeyde olduğuna inandığım bir eser.
Ölü Ruhlar OrmanıJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20197,5bin okunma