"Ara biçimler"in bir yüzü kutsallikta, diğer yüzü zındık, dünyevi taraftadır.Bir tarafı sonsuzluktayken,diğer tarafı şimdi ve buraya bakar.Ara biçimler yer ve ötesi arasında dururlar.Bu yönden hayaletlere benzerler; hem şimdi ve burada gibidirler,hem de değildirler.Ara biçim ne tam olarak kutsaldır ne de zındık, ne tam olarak maneviyat alanına aittir, ne de dünyevi, gündelik mekana.Gecirgendir ama tam olarak maddesiz,cisimsiz de değildir.
Ara biçimlerin bu arada kalmış varlığı,kutsal dünyevi ikiliğini,karşıtlığını geçersizleştirir.Ötedeki varlıklar ara biçimler üzerinden yere karışır ve kutsallık,dünyeviliğe,zındıklığa dolanır.Kutsal ve dindışı alanlar ara biçimler üzerinden karışarak,birbirini dönüştürür.Kendisi üzerinden bilinmez bir dünyayla yapılan alışverişleri, adakları, duaları, yakarışları, öte taraftaki bilinmezliğe yönlendirir.ama kendisi tarafsızdır, dindarları için sahipsiz bir alan açar.Ara biçimin yarattığı müphemlikle istisnai bir bölge açılır.Zaman ve mekana ait tanımlar belirsizleşir,her şey birbirine karışır ve sonra ayrışır.