Sümeyye Karataş

Vahşi hayat ve vahşi kadın, ikisi de soyu tükenmekte olan türler. Zaman içinde kadına özgü içgüdüsel doğanın yağmalandığına, bastırıldığına ve yok edildiğine tanık olduk. Uzun dönemler boyunca bu içgüdüsel doğa, tıpkı vahşi hayat ve vahşi topraklar gibi kötüye kullanılmıştır. Binlerce yıldır ne zaman arkamızı dönsek, ruhun en zavallı topraklarına fırlatılıp atıldığını gördük.Tarih boyunca Vahşi Kadın'ın ruhsal toprakları yağmalanıp yakılmış, buldozerlerle düzlenmiş ve başkalarını memnun etmek üzere doğal döngüleri, doğal olmayan ritimlere büründürülmüştür.
Sayfa 15
Kadın
Reklam
Eski Yunan'da Kutsal ve Kirlenmiş
İdea hiçbir zaman maddede tam olarak görünüşe çıkamaz, madde hep eksik bir görünüm olarak kalır. Bu yüzden dünya üzerindeki tüm görüngüler, idea ile hyle'nin, ruh ve maddenin olası bir karışımı sayılmalıdır. Güzel olan,karanlıktan arınmasıyla (katharsis),duyulur dünyadan geri çekilmesiyle belli olur. Plotinos'un dilinden söylersek, çirkin olanı,"yabancı bir karışım,bedene ve maddeye bir yönelme olarak tanımlayabiliriz. Çirkinlik,salt olmayan,bulanık olandır."Güzel olansa oranlı ve ölçülüdür,'form'dan,idea'dan pay alan nesnelerdir. Güzellik tanrısal akıldan pay almaktır.
Sayfa 45
Ara biçimlerin varlığı tümüyle dünyevi ya da saf metafizik varlık alanlarını imkânsiz hale getirir. Çileci mistiklerin hep aradıkları gibi, kendi halinde bir münzeviliğe yer kalmaz. Başka zaman ve yerler, dünyevi uzamın şimdisi içinde görünür olur, kristalleşir. Zamansız ve yersiz olandan, zamana, kronos'a ait görüngüler türer. Ölçüsüz bir büyüklük, ölçülebilir bir görüngü, tasarlanabilir bir imge şeklini alır. Bu görüngüler basitçe asıl olanın kopyaları,gölgeleri değil, hakikatın değişik görünümleri, mevcudiyete sığan uzanımlardır. Yeryüzü, sadece sahteliğin ve sathiliğin, gelip geçici olanın mekânı değil, esaslı, kısmen de olsa kutsanmışlığın mekanı olur.
Sayfa 27
Felsefe-Düşünce
Tüm kutsallık, tinsellik biçimlerin malzemesi saydığımız ara biçimler, zaman ve mekan içinde evrim geçirir,biçim değiştirirler. Örnegin ara biçim putlaşarak, ilkel sayılan dinler için taştan, topraktan, tahtadan olabilir. Doğayı kendisinden ayırt etmeyen,her yerde ruhların gezindiği animistik, panteizmin doğa parçalarının bulunduğu bu bakış içinde her varlık kutsallıktan pay almış sayılır. Dolayısıyla ara biçimin malzemesi görülür, duyulur, ellenebilir, herhangi bir şey olabilir. Oysa kutsallık kavrayışı değiştikçe,canlı, organik varlıklar, hayvanlar da ara biçim olarak ortaya çıkabilirler.İnsanbiçimli bir evren kavrayışına, kozmolojiye doğru açılmanın da sonucudur bu. Aristoteles'in ruh (nous) tanımına da uyar bu ayrışma. Ruhun en fazla bulunduğu varlık,canlı ve hareket eden varlıklardır ve özel olarak da insandır. İnsanlar içlerinde daha fazla ruh taşıdıkları için böylesine akıllı ve beceriklidir zaten.Bu yüzden ilkel olmayan, "gelişmiş" bir maneviyat yapısı içinde insan sureti taşıyan azizler, mistikler gerçek birer ara biçim şeklini alabilirler.
Sayfa 22
modernlerin kutsallık malzemeleri: Ara Biçimler
"Ara biçimler"in bir yüzü kutsallikta, diğer yüzü zındık, dünyevi taraftadır.Bir tarafı sonsuzluktayken,diğer tarafı şimdi ve buraya bakar.Ara biçimler yer ve ötesi arasında dururlar.Bu yönden hayaletlere benzerler; hem şimdi ve burada gibidirler,hem de değildirler.Ara biçim ne tam olarak kutsaldır ne de zındık, ne tam olarak maneviyat alanına aittir, ne de dünyevi, gündelik mekana.Gecirgendir ama tam olarak maddesiz,cisimsiz de değildir. Ara biçimlerin bu arada kalmış varlığı,kutsal dünyevi ikiliğini,karşıtlığını geçersizleştirir.Ötedeki varlıklar ara biçimler üzerinden yere karışır ve kutsallık,dünyeviliğe,zındıklığa dolanır.Kutsal ve dindışı alanlar ara biçimler üzerinden karışarak,birbirini dönüştürür.Kendisi üzerinden bilinmez bir dünyayla yapılan alışverişleri, adakları, duaları, yakarışları, öte taraftaki bilinmezliğe yönlendirir.ama kendisi tarafsızdır, dindarları için sahipsiz bir alan açar.Ara biçimin yarattığı müphemlikle istisnai bir bölge açılır.Zaman ve mekana ait tanımlar belirsizleşir,her şey birbirine karışır ve sonra ayrışır.
Sayfa 21
Felsefe-Düşünce