Sayısız kayıtlar gösteriyor ki; a) dul çocuklu kadına ve ikiz veya üçüz doğuran aciz kadın ve aileye, dini ne olursa olsun maaş bağlamakta ve özellikle; b) kimsesiz ve terk edilen çocuklar birinin yanına verilerek cüzi maaş bağlanmaktadır. Evlilik dışı çocuk ve bunların terk edilmesi hiç de seyrek rastlanan olaylardan değildi. Bulunan bu çocukları devlet birine emanet ediyor ve maaş bağlanıyor.
Yaşantı oburu insanlar ancak dışarıdan alınacak bir şeyle, yeni bir yaşantıyla zamanı yavaşlatabileceğini düşünür. Oysa daha sahici bir başka yol daha var hayatı yavaşlatmak için: sıradan anları onlara kıymet vererek yaşamak, sıradan anları onlara anlam vererek kıymetlendirmek.
Araştırmalar gösteriyor ki ayrılıklar “biz” duygusunun kaybedilmesiyle başlıyor, kişiler biz duygusundan yararsız ve kendilerini korumaya dönük ben duygusuna döndükçe, evlilik içinde iki yalnız insan ortaya çıkıyor.