Dünyanın her bir pisliğinden sıyrılma çabası nefsi emmare açısından bir bedel gibi görülür.
İşin hem özü hem başlangıcı hem de beklenen nihayeti şudur;
Edeb ile çıkarsan bu yola, karşılığında öyle bir hakikat verilir ki onun bedeli ödenmez.
Haktan gayrı hak arayan durmadan konuşur.
Hakkı bilen, sadece hakk için hakkı söyler.
Hakkın bildiği sözü hakka havale ederek susar gider.
Zannedildiği ve iddia edildiği gibi konuşan değil, tarih boyunca hakkı söyleyenler ve ardından susanlar kazanmıştır.
İlahi adalet masumlardan yanadır.
Masumiyet hakkı, sadece hak için, hak ile söylemektir.
Susmak, hakka tevdi edilmiş bir haktır.
Hakkımızı Rabbimize teslim eder, hakkı ondan bekleriz.
Birşeyi öğrenmenin yolu biatten geçer.
Öğrenci öğretmenine biat edip "Sen ne dersen doğrudur, nasıl istersen odur." demez ise, bu söz ve ehemmiyet içerisinde halini fiiliyata dökmez ise beynin istikrara tabi, konuya ilişkin ve yatkın olan lobu açılmaz.
Her ikisini de eşit görüp, demokrasi mantığında, hayatın her alanında, her an demokrasi istersen o demokrasi sana ahmaklık getirir.
Beyin öğrenmek için ezilmeye muhtaçtır........