Zandan sakının. Çünkü zan, yalanın ta kendisidir. Birbirinizin konuştuğuna kulak kabartmayın, birbirinizin özel hâllerini araştırmayın, birbirinizle üstünlük yarışına girmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun! (Buhârî, Edeb, 57; Müslim, Birr, 28)
Din
Enver Paşa
"Onu yakından tanıyan herkesin üzerinde birleştiği nokta Enver'in bir insan olarak mükemmel ahlaki değerlere sahip olduğudur. Bir gün bile hiddetlendiğini, ağzından çirkin ve kaba bir sözün çıktığını gören olmamıştır. Sevinmek ve öğünmekten nefret eder; kızıp öfkelendiği zamanlarda bile ölçülü konuşmasını bilir. Sır saklamak ve niyetini dışa vurmamak hususunda olağanüstü bir kudreti vardır. Sulh ve sükûn onun nazarında yoklukla eşittir. Bir insanın çıkabileceği en yüksek makamlara yükseldiği halde samimiyetini ve alçak gönüllülüğünü kaybetmemiştir. Keskin bir zeka ve salim bir muhakeme, muhatabını iyi tanıma gibi yaşından beklenilmeyen, yaradılıştan edeb ve terbiye sahibidir. İffet ve namus timsali, feragatin en üst sınırında, hayat ile ölüm arasında fark görmeyecek derecede idealist yaşamıştır. Hiçbir engel ve tehlike kabul etmeyen kalbi ona bir an bile korkunun heyecanını tattırmamıştı. Ruhunda o kadar inatçı bir azim ve sebat vardı ki, bunu yenmek mümkün değildi. Hayatında attığı adımların hiçbirini geri çektiği görülmemiştir. Daima şahsî cesaretin zirvesinde yaşamış, hayatı savaştan ibaret kabul ederek her zaman tehlikenin en önünde bulunmuştur. Makedonyadaki çete savaşlarındaki haklı ününü de bu şekilde, en az on kere ölümden dönerek kazanmıştır. Trablusgarp'ta gülleler arasında dolaşır, Başkomutan’dır yine avcı hattındadır. Nihayet Belcivan’da ölüme giderken bir avuç atlının en önündedir."
Sayfa 21 - Milli Mecmûa, Dosya Konusu: İttihat ve Terakki, Sayı 9, Temmuz-Ağustos 2019·Kitabı okuyor
İttihat ve Terakki Cemiyeti
Şeyh Ebu'l Abbas (ks) derdi ki: "Müride lazım olan bir edeb de; şeyhine olan hizmeti (şeyhinin öğrettiği hayırdan mahrum olan) nesebî babasına olan hizmetten önde görmektir. Cismani babası onu bulandırmış, şeyh ise onu arın-dırmıştır. Cismani babası onu su ve toprakla karıştırmış, şeyhi ise a'la illiyyin'e yükseltmiştir." Yine derdi ki: "Şeyhinden bir lahza edep kelimesi işitmen, baban veya zahiri hocanın 20 sene edep öğretmesinden üstündür. Çünkü arif, ruhuyla terbiye eder, başkası nefsiyle..."
Sayfa 229 - Yasin Yayınevi, 2. Baskı, 2013·Kitabı okudu
Tasavvuf
Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “İnsan, dostunun yaşayış tarzından etkilenir. O halde her biriniz dost edineceği kişiye dikkat etsin!” (Ebû Dâvûd, Edeb 16)
Din İslam
Edeb
Ebul Kasım Kuşeyri (Rahimehullah) der ki: “Musa (Aleyhisselam) Hızırʼa (Aleyhisselam) şöyle demişti: "Sana öğretilen rüşd ilminin bir kısmını bana da öğretmen kaydıyla sana tabi olabilir miyim?" Şayet bundan başka müridi edebe çağıran bir sebep olmasaydı bu söz bile kafi idi. çünkü Musa (Aleyhisselam), Hızır (Aleyhisselam) ile musahabe etmek istediğinde edebin gereğini yerine getirerek evvela sohbet için izin istedi. Hızır (Aleyhisselam) da "hiçbir şeyde ona muarız olmamasını ve verdiği hükümlerde kendisine itiraz etmemesini" şart koştu. Sonra Musa (Aleyhisselam) ona muhalefet ettiğinde; birinci ve ikinci seferde onu affetti. Üçüncü sefer itiraz ettiğinde ise -ki bu sayı çoğulun en az miktarıdır" ona: “Bu artık ayrılmamız demektir" dedi." "
Sayfa 199 - Yasin Yayınevi, 2. Baskı, 2013·Kitabı okudu
Tasavvuf