Edeb, hadlere riayet demektir, en büyük edep de İlâhî hududu muhafaza etmek...
Sayfa 204·Kitabı okuyor
Alıntı
"Öyle ilimler var ki, bir cehâlet; öyle sözler var ki, bir felakettlr." ¹ _____________________________ ¹ Ebu Davud, Edeb, No: 5012.
Sayfa 18 - Semerkand Yayıncılık, 3. Baskı, Eylül 2004 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Edeb Ya Hu
Ehl-i irfan meclisinde aradım, kıldım talep İlmi en geride buldum ,illa edep illa edep .
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kıyamet gününde Allah katında en şerli insanların, şunlara bir yüzle, bunlara başka bir yüzle gelen iki yüzlüler (münafıklar) olduğunu görürsünüz." (Buhârî, Edeb 52; Müslim, Birr 98)
Erkam yayınları 6.cilt 1543. Hadis-i Şerif·Kitabı okudu
Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurdu: "İhtiyaç fazlası her bina, sahibi üzerine bir vebaldir." Ebu davud, edeb, 160.
Din
Nakşbendiliğin on bir esası
1. Vukûf-i zamanî: Her an ve her halin muhasebesini yapmak. Huzurda geçirdiği ânına ve haline şükretmek, gafletle tükettiği zamanından tevbekâr olmak. Bir başka ifade ile kabz halinde istiğfara, bast halinde şükre devam. Sâlik zamanın değerini bilmeli, alıp verdiği her nefese dikkat etmeli, nefes alırken de verirken de uyanık olmalı, murakabeyi korumalı. 2. Vukûf-i adedî: Zikir sırasında sayıya riâyet etmek; aklı dağınıklıktan koruyup bir yerde toplamak; dikkati teksif etmek. Zikirde sayıya dikkat önemli olmakla birlikte, aslolan kemmiyet değil keyfiyettir. Zikir sayısı az olsa bile, zikredilen zâta karşı kalp huzuruna sahip olmalıdır. Ledün ilminin ilk mertebesi sayılan vukûf-i adedî, kalbdeki havâtırın önlenmesini sağlar. 3. Vukûf-i kalbî: Zikredenin her an Allah'ı bilmesi, kalpte Allah'tan başka hiçbir şeye yer vermemesi ve zikredenin zikir sırasında kalbine yönelmesi. Sâlik sol memenin altındaki çam kozalağına benzeyen et parçasına yönelerek o et parçasının zikirden gafil olmamasını sağlamaya çalışır. Nitekim heryerde hazır olan Allah'a, nasıl Kâbe'ye dönerek el açılıyorsa, zikir sırasında da kalbe yönelmek ve ona âgâh olmak, oraya Hakk'ın tecellilerinin dolmasını sağlar. 4. Hûş der-dem: Alınan her nefeste huzuru korumak, Allah'tan gafil olarak tek nefes bile almamak. Çünkü nefesleri gafletsiz almak, kalbi huzurla doldurur. Nefes alıp verirken ve iki nefes arasında gafletten uzak kalmak, Allah'ın "Hayy" isminin tecellisi sayılır. Nefesini koruyan kimse, mazi endişesinden ve istikbal telâşından kurtularak İbnül-vakt olur. 5. Nazar ber-kadem: Bakışları ayak ucuna mıhlamak. Yürürken sağa sola bakan kimsenin ilgisi dağılır, kalbini havâtır işgal eder. Bakışını ayak ucunda toplayan kimse hem harama bakmaktan hem de havâtıra düşmekten kurtulur, çünkü kalbe gelen
Sayfa 292·Kitabı okudu
1000Kitap