David Gilmore

Şu çin atasözünün altında derin bir hikmet yatar: Çocuklarını iyi yetiştir, ana babana ne borçlu olduğunu o zaman öğrenirsin.
Sayfa 644 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ancak benim burada parmak basmak istediğim evliliğin mümkün olduğunca az "niçin"e sahip güzelliği. "Niçin" ne kadar azsa, aşk o kadar fazla oluyor; yani, insan bundaki doğruluğu görebiliyorsa. Hiç şüphesiz ki, basiretsiz olana, küçük bir "niçin" olduğu kendini sonradan belli edecektir; ağırbaşlı olanaysa, muazzam bir "niçin" olduğu kendini belli edip onu mutlu edecektir. "Niçin" ne kadar azsa, o kadar iyidir. Aşağı zümrelerde evlilik genel itibarıyla çok büyük bir "niçin"le kurulmaz, ancak bu nedenledir ki, bu evliliklerdeki bir sürü "nasıl" çok daha ender ses verir, nasıl içinden çıkacaklar, çocuklarına nasıl bakacaklar vs. Bir evlilikte, evliliğin kendi "nasıl"ından başka şeyin asla yeri yoktur, lakin sınırı yoktur ve dolayısıyla benim onu burada aldığım anlamdaki "niçin"le alakası yoktur, ki sen de kendini kolayca buna ikna edebileceksindir; zira eğer insan bu tür mantıklı, dar kafalı cahil bir kocanın "niçin"ine, o sahici "bunun için"le cevap verecek olsaydı, adam büyük olasılıkla Alferne'deki okul hocası gibi karşılık verirdi: "O zaman gelin yeni bir yalan bulalım." Aynı zamanda, bu "niçin" noksanlığında niçin komik bir yan görmek istemediğimi ve göremediğimi de idrak edeceksindir, çünkü gerçeğin bu suretle yiteceğinden korkuyorum. Gerçek "niçin" sadece bir tane ama "nasıl"ları topyekûn boğazlayabilecek sınırsız bir enerji ve güce sahip. Sınırlı "niçin" bir öz, bir yığın, herkes kendininkini alıyor, biri daha fazlasını öbürü daha azını, biriktirmek eş ölçüde mahzurlu; hatta biri çıkıp sınırlı "niçin"lerin tümünü evliliğin girişinde bileştirebilecek bile olsa, bütün kocaların kesin en aşağılığı olurdu. Evliliğin bu "niçin" sorusuna verilecek, görünürde en usturuplu cevaplardan biri şu: Evlilik bir karakter okuludur, insan karakterini yüceltmek ve eğitmek için
Sayfa 629 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
Artık kendine bir hayat arkadaşı bulmak için yollu yolunca etrafına göz atma veya araştırmaya girişme çağına (belki de bir gazete vasıtasıyla) girdiğini sanan böylesi kör cahiller kendilerini ilk aşktan kesinen mahrum etmiş olur, böylesi bir cahilin içinde bulunduğu evreyi ilk aşka hasıl olmadan evvel dikkate alınamayacağı gayet aşikârdır. Eros'un böyle bir kişiyi aşka düşürme muzipliğinde bulunacak kadar cömert olabilmesinin yeterince cömert olduğu hiç kuşkusuz akla yatkın gelir; zira bir insana en yüce dünyevi bahtiyarlığı bağışlamak her halükârda fevkalade bir cömertliktir ve ilk aşk daima öyledir, bahtsız olsa bile; ancak bu daima bir istisna olarak ve kişinin bir önceki evresi de bir o kadar az aydınlatıcı olarak kalır.
Sayfa 604 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
İlk aşk bütün bir öze sahiptir; bu şu açıdandır ki onu ele geçirmek en isabetli olarak görünür ve sonrasında bir ilk aşktan bir başka ilk aşka geçer. Ancak insan ilk aşkı bu şekilde hiçe sayınca, o yok olur ve insan ikinciyi de yakalayamaz. Ancak ilk aşk sadece ilk değil midir? Evet öyledir ama insan öz üzerinde tefekkür edince, sadece o takdirde içinde kalır; peki ya insan orada kaldı diye, bu bir ikinci aşk mı olur, hayır, insanın sadece orada kalması dolayısıyla sonsuzluk üzerinde tefekkür edilince, o ilk olur.
Sayfa 604 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
İlk aşk. Zira bahtiyar kişilikler için ilk aşk bir o kadar da ikinci, üçüncü, sonuncudur, ilk aşk burada sonsuzluğun niteliğine sahiptir; bedbaht kişilikler için ilk aşk anlıktır, zamansallığın niteliğini alır. Bir öncekiler için ilk aşk, öyleyken, bir şimdide olma durumudur; halbuki bunlar için, öyleyken, geçmişte olma durumudur. Bahtiyar kişiliklerde refleksiyon da varsa ve bu refleksiyon aşktaki sonsuzluğa yönelikse, o zaman bu, aşkın bir takviyesi olur; refleksiyon zamansal üzerindeyse, o zaman bu, aşkın yıkımı olur. O halde, kim ki zamansal olarak tefekkür eder, bu yüzden, söz gelişi, ilk buse geçmiştir (Byron'ın kısa bir manzumede dile getirdiği gibi), sonsuz olarak tefekkür eden içinse, o sonsuz bir olasılıktır.
Sayfa 603 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı