David Gilmore

Zira bir insan bütün dünyayı kazanmış ama kendi ruhuna zarar vermişse bu neye yarar?
Sayfa 598 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İkinci çıkar yol, saygın olanı, mantık evliliğiydi. İnsan bu adlandırmayı duyar duymaz, refleksiyonun etki alanına girdiğini derhal anlar. Bazıları, sen de dahil, dolayımsız aşkla hesapçı akıl arasında bir orta yol tutturan bu evliliğe öteden beri olumsuz bakmışlardır; buna aslında, dil bilimine saygıdan hesap evliliği demek gerekirdi. Ama sen böylesi bir evlilik bağına sağlam bir temel olarak, gayet muğlak bir şekilde "saygı"yı gösterme âdetindesin. Bu da zamanımızın mantık evliliği gibi bir çıkar yolla başının çaresine bakacak kadar reflektif olduğunu gösteriyor. Böyle bir bağ gerçek aşktan feragat ettiği takdirde, bari en azından istikrarlıdır; lakin bunun soruna bir çözümü oluşturmadığını da gösterir. Dolayısıyla akıl evliliğini hayati zaruretlerin zorunlu hale getirdiği bir tür kapitülasyon olarak görmek gerekiyor. Lakin, zamanımızın şiirselliğinin elinde bir bakıma bundan başka bir teselli kalmamış olması, tek tesellinin umutsuzluğa düşmek olması, ne elim değil midir; zira besbelli ki böylesi bir bağı makbul yapan elbette umutsuzluktur. Bunun içindir ki ona olgunluk çağına geleli epey zaman olmuş ve ayrıca, gerçek aşkın bir yanılsama, gerçekleşmesinin olsa olsa et pium desiderium olduğunu öğrenmiş kişiler arasında başvurulur. Dolayısıyla aşkın sıkıcılığıyla, geçim derdiyle, sosyal hayatta saygınlık vs ile ilintilidir. Duyumsallığı evlilikte etkisiz kıldığı kadarıyla ahlaki görünür; ancak bu etkisizleştirmenin estetik olmadığı kadar ahlaka aykırı da olup olmadığı sorusu aynen kalır. Şayet erotik tamamen etkisiz hale gelmediyse ihtiyatlı olunması, kestirip atmakta fazla tez canlı olunmaması, hayatın ideal olanı hiç nasip etmediği vs. gibi yavan bir aklıselimcilikle yıldırılıp yıldırılmadığı sorusu baki kalır. Velhasıl, yukarıda değinilmiş olduğu üzere, her
Sayfa 587 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
Dolayısıyla günümüzde evliliği etkisiz hale getirmek için büyük bir eğilim görülüyorsa, bu bekârlık hayatının, Otaçağdaki gibi, daha mükemmel sayıldığı için değildir, temelinde ödleklik, zevk düşkünlüğü vardır. Ayrıca gayet belirgindir ki, belli bir süre için kurulmuş olan böylesi evlilikler hiçbir şeye yaramaz, zira tüm hayat için geçerli olan zorlukları beraberinde getirirler ve üstelik taraflara yaşama gücü vermekten fazlasıyla uzaktırlar, tam aksine, evlilik hayatının merkezi gücünü tüketirler, iradenin enerjisini azaltırlar ve evliliğin sahip olduğu güvenin nimetini hor görürler. Diğer taraftan, bu tür ortaklıkların evlilik olmadığı daha baştan bellidir, giderek daha da belirginleşecektir, çünkü her ne kadar refleksiyonun etki alanında başlatılmış olsalar da, ahlakın mülkiyetindeki sonsuzluk bilincine henüz ulaşmamışlardır, ki bağ ilk o zaman evlilik olur.
Sayfa 586 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
Romantik aşk doğal gereklikliliğn içinde kendini dolayımsız olarak dışa vurur. Güzelliğe dayanır, bir ölçüde duyumsal güzelliğe, bir ölçüde de duyumsal olan kanalıyla ve onun içinde ve onun tarafından tasavvur edilebilecek güzelliğe dayanır, ancak düşünceyle ortaya çıkacak şekilde değil, kendini ifade etme noktasında devamlı hazır bekler ve oradan etrafı gözetler şekilde. Bu aşk temelde duyumsal olana dayansa bile, özümlediği sonsuzluk bilinci içinde asildir; tüm aşkları şehvetten ayıran da budur, yani üzerinde sonsuzluğun izini taşımasıdır. Aşıklar ilişkilerinin asla değiştirilemeyecek, mükemmel bir bütün olduğuna derinden inanırlar. Ancak bu inanç kendini sadece doğal belirlenimle doğruladığı için, sonsuz olan zamansal olanı temel almış olur ve bu suretle kendini lağveder. Bu inanç hiçbir zorlu sınamadan geçmediği için, kendine bir üst dayanak sağlamamıştır, dolayısıyla kendini bir yanılsama olarak belli eder ve bu yüzden gayet rahatlıkla gülünçleştirilebilir.
Sayfa 580 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
Ah! Evet sen tuhaf bir varlıksın, bir bakarsın bir çocuk, bir bakarsın bir ihtiyar, bir bakarsın yüksek ilmi sorular üzerinde, hayatını onlara nasıl adayacağı üzerinde müthiş bir ciddiyet ve ısrarla fikir yoran bir kimse, bir bakarsın aşk hastası bir budala oluvermişsin. Ama sen evliliğin çok uzağındasın ve umarım koruyucu meleğin seni yanlış yollara sapmaktan alıkoyar; çünkü bana bazen öyle geliyor ki sen küçük Zeus'u oynamak istiyorsun. Aşkınla öyle havalısın ki herhalde her genç kızın sekiz günlüğüne sevgilin olsa kendini şanslı sayması gerektiğine inanıyorsundur.
Sayfa 565 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı