Unutmak bütün insanlar bunu ister ve nahoş bir şeyle karşı karşıya kaldıklarında hep dedikleri şey, keşke unutabilseydim, olur. Lakin unutmak bir sanattır, önceden prova edilmesi gerekir. Unutabilmek daima insanın nasıl hatırladığına bağlıdır; lakin insanın nasıl hatırladığı da yine her zaman, onun gerçekliği bizzat nasıl yaşadığına bağlıdır.
Umudun hızıyla karaya oturan onu, unutmak elinden gelmeyecek şekilde anımsar. Nil admirari(Hiçbir şeye şaşırmamak) bu yüzden gerçek yaşam bilgeliğidir. Hiçbir yaşam-momenti kişinin onu istediği an unutabileceğinden daha fazla kayda değer olmamalıdır; diğer taraftan, her bir yaşam-momenti kişi için o kadar fazla kayda değer olmalıdır ki, onu her an hatırlayabilmelidir. En iyi hatırlayan yaş aynı zamanda en unutkan olanıdır, yani çocukluk dönemidir. İnsan ne kadar şiirsel biçimde hatırlarsa, o kadar kolay unutur, zira şiirsel olarak hatırlamak esasen unutmayı ifade eder. Çünkü şiirsel olarak hatırladığımda, yaşanmış olan çoktan bir değişimden geçmiş, huzursuz edici her şeyi kaybetmiştir bile. Bu şekilde hatırlayabilmek için, kişinin nasıl yaşadığının, özellikle nasıl haz aldığının farkında olması lazımdır. Eğer insan sonuna kadar, alabildiğine haz alıyorsa, habire hazzın verebileceğinin en azamisini alıyorsa, ne anımsayabilecek ne de unutabilecektir. Şöyle ki, insanın o zaman aşırı doymuşluktan başka anımsayacağı bir şey yoktur, ki insan bunu yalnızca unutmak ister ama o şimdi istemsiz bir anımsamayla insanı taciz eder. Onun için, kişi hazzın ya da bir yaşam-momentinin fazla sürükleyici olduğunu hissettiğinde, bir an durur ve anımsar. Fazla ileri gitmekten gına getirmenin daha iyi bir yolu yoktur. İnsan en başından itibaren hazza hakimdir; herhangi bir karara doğru pupa yelken gitmez; bir tür kuşkuyla teslim olur, hem pastam dursun