David Gilmore

İnsan evliliğe yanaşmıyor diye bu, hayatının illa da erotik olandan yoksun kalmasını gerektirmez. Erotiğin de sonsuzluğa sahip olması gerekir, nitekim bir saatle olduğu kadar bir ayla da sınırlanabilecek şiirsel sonsuzluğa. İki insan birbirine âşık olduğu ve birbiri için yaratıldığını hissettiğinde, esas mesele bağı koparıp atacak cesarete sahip olmaktır; zira sürdürmekle sadece her şey kaybedilir, hiçbir şey kazanılmaz. Bu bir paradoks gibi görünebilir ve öyledir ama duygular açısından, mantık açısından değil. Bu etki alanında bilhassa önemli olan, ruh hallerini kullanabilmektir, insan bunu yapabiliyorsa, o zaman bileşimlerin tükenmez bir varyasyonunu elde edebilir.
Sayfa 389 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsan evliliğe asla kalkışmamalı. Evli taraflar birbirini sonsuza kadar seveceğine dair söz verir. Evet, bu yeterince kolaydır da, öyle fazla bir anlam ifade etmez; zira insan zamanla işini bitirince, muhtemelen sonsuzlukla da işini bitirmiş olur. Şimdi, bu kişiler sonsuza kadar diyeceği yerde, şöyle deseydi: Paskalyaya kadar, ya da Mayıs başına kadar, bari o zaman edilen lafın bir anlamı olurdu; çünkü her ikisi de bir şey demiş ve muhtemelen yerine getirebileceği bir şey demiş olurlardu. Evlilikte durum ne şekilde gelişiyor? Kısa bir zaman geçiyor, önce taraflardan biri bir terslik olduğunu hissediyor; sonra diğeri yakınmaya başlıyor ve vaveylayı koparıyor: Sadakatsizlik! Sadakatsizlik! Aradan biraz daha zaman geçiyor, diğeri de kendini aynı şekilde köşeye sıkıştırıyor ve bu mukabeleden sonra karşılıklı sadakatsizlik ortak kefaret ve tatmin üzerinden bir hesap bakiyesi çıkarıyor ve bir tarafsızlık sağlanıyor. Ancak çok geç, zira bir boşanma beraberinde hep devasa sorunlar getiriyor.
Sayfa 387 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
Unutmak bütün insanlar bunu ister ve nahoş bir şeyle karşı karşıya kaldıklarında hep dedikleri şey, keşke unutabilseydim, olur. Lakin unutmak bir sanattır, önceden prova edilmesi gerekir. Unutabilmek daima insanın nasıl hatırladığına bağlıdır; lakin insanın nasıl hatırladığı da yine her zaman, onun gerçekliği bizzat nasıl yaşadığına bağlıdır. Umudun hızıyla karaya oturan onu, unutmak elinden gelmeyecek şekilde anımsar. Nil admirari(Hiçbir şeye şaşırmamak) bu yüzden gerçek yaşam bilgeliğidir. Hiçbir yaşam-momenti kişinin onu istediği an unutabileceğinden daha fazla kayda değer olmamalıdır; diğer taraftan, her bir yaşam-momenti kişi için o kadar fazla kayda değer olmalıdır ki, onu her an hatırlayabilmelidir. En iyi hatırlayan yaş aynı zamanda en unutkan olanıdır, yani çocukluk dönemidir. İnsan ne kadar şiirsel biçimde hatırlarsa, o kadar kolay unutur, zira şiirsel olarak hatırlamak esasen unutmayı ifade eder. Çünkü şiirsel olarak hatırladığımda, yaşanmış olan çoktan bir değişimden geçmiş, huzursuz edici her şeyi kaybetmiştir bile. Bu şekilde hatırlayabilmek için, kişinin nasıl yaşadığının, özellikle nasıl haz aldığının farkında olması lazımdır. Eğer insan sonuna kadar, alabildiğine haz alıyorsa, habire hazzın verebileceğinin en azamisini alıyorsa, ne anımsayabilecek ne de unutabilecektir. Şöyle ki, insanın o zaman aşırı doymuşluktan başka anımsayacağı bir şey yoktur, ki insan bunu yalnızca unutmak ister ama o şimdi istemsiz bir anımsamayla insanı taciz eder. Onun için, kişi hazzın ya da bir yaşam-momentinin fazla sürükleyici olduğunu hissettiğinde, bir an durur ve anımsar. Fazla ileri gitmekten gına getirmenin daha iyi bir yolu yoktur. İnsan en başından itibaren hazza hakimdir; herhangi bir karara doğru pupa yelken gitmez; bir tür kuşkuyla teslim olur, hem pastam dursun
Sayfa 384 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
Bir insan verimlilik metodunda değişiklik yapmakta ne kadar yaratıcı olabilirse o kadar iyi de, ancak her değişiklik anımsamak ve unutmak arasındaki karşılıklı ilişkinin evrensel hükmü dahilindedir. Bütün ömür bu iki akış arasında yoluna devam eder ve dolayısıyla esas olan bunlara hakkıyla egemen olmaktır. Ancak umudu suya düştüğünde, insan sanatsal bir yaşama başlar, umut ettiği sürece, kendini sınırlayamaz. Birinin umut rüzgârını arkasına alıp denize açıldığını seyretmek bayağı güzeldir, insan bunu fırsat bilip, çekme halatına asılıp yedeğinde gidebilir, ama asla kendi şilebine almamalıdır, özellikle de kılavuz olarak, zira o vefasız bir süvaridir. Umut, işte bu yüzden de, Prometheus'un şaibeli armağanlarından biriydi; insana ölümsüzlerin basiretini bağışlayacağı yerde, umut bağışladı.
Sayfa 383 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
Her şeyi işe dönüştürmekte olağanüstü yeteneğe sahip insanlar mevcuttur, sanki hayat işten ibaretmiş gibi, âşık olmayı ve evlenmeyi, bir şakayı dinlemeyi ve bir sanat yapıtını hayranlıkla izlemeyi büroda çalışırkenkine benzer bir iş hevesiyle yaparlar.
Sayfa 379 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı