Talihsiz bir aşk öyle bir yapıda olabilir ki, intihar estetik açıdan doğru addedilebilir, ancak bu takdirde bir aldatmadan kaynaklanmış olması lazımdır. Durum böyle olunca, intihar tüm yüceliğini kaybeder ve gururun ona vermeyi reddetmesi gereken bir özellik içerir. Ancak bu durum onun ölümüne mal olur demek, onu erkeğin öldürdüğünü söylemekten farksızdır. Ve bu deyiş genç kadındaki o güçlü içsel sıkıntılarla hakkıyla örtüşür, kadın orada teselli bulur.
Ama yaşam her zaman estetik kategorilerle bağdaşmaz, her zaman estetik normlara boyun eğmez ve genç kadın ölmez. Böylece kadının etrafındakiler zor bir duruma düşer. O yaşamaya devam ederken, ölecek diye tutturmak yakışık almaz; sonra bunu artık ilk başlardaki o patetik enerjiyle yapamadıklarını da görürler, lakin öyle yapmazsa genç kadın teselli bulamayacaktı. Çevresindekiler de o vakit yöntem değiştirir. Erkek için o bir alçaktı derler, bir hilebaz, iğrenç biri, onun için hayatını feda etmeye değmezdi; unut onu, o şeyi de aklına takma, sadece bir nişandı, bu hadiseyi zihninden sil at, sonra hâlâ gençsin, gene umut edebilirsin. Bu genç kadını alevlendirir, zira öfkenin pathos'u ondaki diğer ruh halleriyle uyuşmaktadır, gururu her şeyi hiçe çevirmek gibi intikamcı bir düşünceyle doygunluğa ulaşır, erkeği harikulade bir insan diye sevmemiştir ki katiye. Ondaki kusurları çok iyi fark etmiştir de iyi bir insan, sadık bir insan olduğunu düşünmüştür, onu bunun için sevmiştir, şefkatinden dolayı sevmiştir ve bu yüzden onu unutması kolay olacaktır, zira o erkeğin varlığına asla muhtaç olmamıştır.