Fatih şalk

Fatih şalk
@Pipokitap
prens- niccolo machiavelli
Yine de bir prens, insanların sevgisini kazanamamışsa da en azından nefret uyandırmaktan kaçınacak şekilde onlar arasında korku salmalıdır; çünkü kendisinden edilmiyorsa korkulan biri olarak konumunu gayet iyi koruyabilir, bu da yurttaşlarının ve tebaasının mallarına ve kadınlarına el sürmedikçe devam eder. Ancak ne zaman ki birinin yaşamına kast eder, o zaman bunu uygun bir şekilde gerekçelendirmeli ve nedenini ortaya koymalıdır, ama her şeyden önce başkalarının mallarından uzak durmalıdır çünkü insanlar, babalarının ölümünün kaybından daha çabuk unuturlar. Ayrıca, başkasının malına el uzatanların gerekçesi eksik olmaz çünkü yaşamını soygunla geçirmeye başlamış biri başkalarının malını almak için daima gerekçeler bulabilir; ancak aksine, cana kast etmenin gerekçesini bulmak daha zordur ve geçerliliği kısa sürede son bulur. Ordusu olan ve çok sayıda askerin başında bulunan bir prens söz konusuysa, o zaman acımasız olarak anılmaktan gocunmamalıdır. Aksi halde ordusunu birlik içerisinde tutamaz
Sayfa 92 - panama yayınları
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
FYODOR Vasiliyevic Gladkov- Çimento 2.4.2025
"Bütün kitaplar insan düşüncesinin hapsedilip kilitlendiği birer hapishane hücresinden farksızdır Sergey. Mahkumdurlar buna. Görüyorsun İşte, bu raflar demir parmaklıklara benzemiyor mu? ölümsüzlüğe özenen insan kafası kitapları yaratırken kendine mezar kazdığını unutur aslında. Sergey, böylesi nedir, biliyor musun? Bir kaçınılmazlık, oğlum, insanoğlu bir isyanın sürekli olarak bir yenilenmesidir. İsyan dediğimiz şey ne? insan kafasının bir sıçrayışta kurtulup kendini başka bir hücreye kapatması değil mi? daha anamızın okşayıcı boyunduruğundan kurtulmadan toplum kurallarının kucağına bırakmıyor muyuz kendimizi? mezara kadar böyle sürüp gidiyor bu yolculuk. Marcus Aurelius budala değildi : Zincirlerini çözüp bağımsız kalmayı, hücresinin duvarını aşıp bakmayı beceriyordu bu adam." "Bana sorarsan gerçek bağımsızlık dediğimiz olayın şartlarına yaratıcı bir içtenlikle katılmaktır, baba. İnsanlar birlikte yarattıkları işler ölçüsünde ölümsüzleşiyorlar."
Sayfa 132·Kitabı okudu
Alıntı
2025.1.7 USTA VE MARGARİTA MİHAİL BULGAKOV
2025.1.7 USTA VE MARGARİTA Öbürleri ziyafet çekerken şair bütün geceyi tüketmişti ve şimdi geri döndürmenin imkansız olduğunu görüyordu. Gecenin geri dönüşsüz biçimde kaybolduğunu anlamak için lambadan başını kaydırıp göğe bakmak yeterliydi. Garsonlar aceleyle örtüleri masadan çekip alıyorlardı, verandanın etrafında koşuşturan kedilerde sabah görünüşü vardı. Gün tüm ağırlığıyla çöküyordu şairin üzerine
Sayfa 88 - Türkiye iş bankası yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
21.12.2024- ECİNNİLER- DOSTOYEVSKİ
- bay şigalyov sarıldığı işe kendisini bütünüyle veren, ciddi, aynı zamanda alçakgönüllü biridir. Kitabını biliyorum soruna nihai bir çözüm getirmek üzere insanların eşit olmayan iki gruba ayrılmasını öneriyor. Toplumun onda biri hem kişisel özgürlüklerine, hem de kalan onda dokuzluk kısmı kişiliğini kaybederek bir tür sürüye dönüşecek ve sınırsız bir boyun eğişle birlikte ilkel dönemlere ait masumiyetini yeniden kazandığı gibi, bir tür ilkel dönem cennetine de kavuşacak, ancak bu cennette çalışmaya da devam edeceklerdir. Yazarın, onda dokuzluk kesimin elinden iradesini almaya ve art arda pek çok kuşaklarını yeniden eğitilerek onu bir sürüye dönüştürmeye yönelik önlemlerinin doğal verilere dayandığını ve oldukça ilginç mantıklı şeyler olduğunu belirtmeliyim. Yazarın bazı çıkarsamalarını ve ulaştığı kimi sonuçları benimsenmeyen olabilir, ama aklından ve bilgisinden kuşkulanmak pek kolay değil. Yazık ki on akşam sürecek bir okuma, içinde bulunduğumuz koşullara pek uygun değil, yoksa eminim ilginç şeyler dinleyebilirdik...
Sayfa 508
Alıntı
21.32022 VİCTOR HUGO- SEFİLLER
"Evet " dedi önce kedimi dedeme ispatlamak için zorluklara göğüs gerdim sonra parkta gördüğüm bir genç kıza tutuldum. Onun aşkı elimi kolumu bağladı. Sadece elimi kolumu değil, gözlerimi de bağladı. Yanı başımda, bir duvar ötede, ışıksız, ekmeksiz, ateşsiz, elbisesiz insanlar bulunduğunu göremedim. Her gün, her dakika yürüdüklerini, konuştuklarını duyuyor fakat kulak vermiyordum. Zihnim hülyalarla birtakım uzak hayallerle, sevdalarla meşgul olduğu için o biçarelerin iniltilerini duymuyordum. Eğer gerçekten vicdanlı insan olsaydım, hemcinslerimin derdine ortak olur, acılarını paylaşırdım. Gerçekten bu insanlar her türlü haksızlığı, alçaklığı işleyecek yapıdaydılar. Bu hale düşüp de şeref ve namusunu koruyabilenlerin sayısı pek azdır. Zaten mutsuzlar ile alçakların birleşip karıştıkları bir kelime vardır.!" Sefiller"! Bu kelime kadar musibet ve düşkünlük ifade eden başka bir kelime zor bulunur. Sefalet, sadece bir sınıfın malı veya kaderi değildir. O bütün insanlığın ve içinde sefaletin kol gezdiği cemiyetlerin ayıbıdır. eğer bir evde sefalet varsa, bir aile yoksulluğun, cehaletin, düşkünlüğün korkunç pençelerinde can çekişiyorsa bundan sırasıyla o evin komşuları, o mahallenin sakinleri, o şehrin kalabalıkları o memleketin devleti sorumludur.
Alıntı