"Kendini bildi bileli su yaratılış âleminin son sebep ve evvelî illetini araştıran insan oğlu, bu tecessüsün cevabını ancak din ve iman bulutları arasında bulabilmiştir. Zîra din, maddî bir fenomen, kütlelerin vehminden, hayal ve kuruntusundan ibaret bir ümit ve tesellî efsânesi değildir."
"Fakat şu da var ki şarkı, gözünü sâdece kendi içine çevirip dış tabiatla alâkalanmamak nasıl gevşetip olduğu yere bağlamışsa, garbı da, iç tabiatı ihmal etmek bahâsına maddeye şehvetle sarılmış olması, onu inkîraza götürecek gerçek sebeplerden biri olmayacak mıydı?"
"Artık babanın oğula bıraktığı, neslin nesle emanet ettiği o şifâhi kültür kalmadıktan başka, halkın, kökü müşterek kıymetlere bağlı, bünyeleşmiş ve yerleşmiş terbiyevî formasyonu da âdeta çürüğe çıkmıştı. Farazâ eskiden, bir mahalle bekçisinin, bir sakanın, bir sütçünün, bir sucunun kendi sınıfının insanlarına ve bir bakıma da çevresine öğreteceği çok şey vardı. Bu basit fakat yapıcı ruh malzemesiyle, okuyup yazması olmasa dahi o, kaliteli ve kültürlü bir adamdı."