Sic Mundus Creatus

Sic Mundus Creatus
@Plainview
Günün sonunda
Bir çok insan hayatı yaşanılabilir kılmak uğruna, kısacık ömrünü bir uğraş için adamış, kendini bilinmezliğe bırakmıştır. Doldurman gereken bir vaktinin olduğunu düşünüyorsan, daha zahmetsiz daha kısa yolları var. Onların katlanması gereken, benim için anlamlı olmayan acınası bir tekerrür. Ya bugün kendi ruhun için yaşarsın yada yarın olmadığın bir insan var ettiğin için gözünden akan yaşlarla birlikte sonsuz ve anlamlı bir veda edersin.
Edebiyat
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Çırpınıyorsun, boğulmamak için birbiri ardına kulaçlar atıyorsun ama seni dalgalarıyla döven bir okyanustasındır. Onun şiddeti ahkam kestiğin küçük akıntılara benzemez. Attığın kulaçlar sadece yaşama içgüdün, zihnin hangi noktada öleceğini bildiğinden hiç olmadığı kadar sakin; en parlak fikirler bu sakinlikte baş gösterir. Hayatın boyunca aradığın bu düşünce ölümün dinginliğiyle birlikte mi geliyor yoksa? Hayır unut bunu, ihtiyacın olan bu değil; döngünün kırılma noktası hayatta kalman. Daha büyük kulaçlar, gittikçe daha yorgun bir beden. Bedelini ödediğin yeni bir hayat fikri bu noktada daha baskın, tutucu bir neşe ile bekliyor. Ufak ufak ciğerlerine dolan su bu zamana kadar aradığın tiyatro sahnesidir. Ne kadar gözler üzerinde ve yapayalnız; çeşitli hikayeler duymuştum değişimin öncülüğünde en büyük yıkım insanın kendisi olurmuş. Sahnede bulunan tüm ışıklar seni takip ederken değişimin son draması; bir kalbin paramparça öpücüğü.
Paylaşmaya çalıştığın onca duyguyu içinde bir yerlerde tutmalıydın. İnsanlar kendi dertlerinin peşinden giderler, bir başkasını önemsemek konusunda çok başarısız ve yarımdırlar. Kendi hayatları bir ideolojidir, o uzuvlarının uzanamadığı ve ses getirmeyecek herhangi bir zorluk yoktur. Başarıları çığlık çığlığadır. Hepsini sıkı sıkı kavrar ve üstesinden gelirler; Tanrım yaşam koşullarının zorluğu insan felsefesinde ki esneklikle ilgili midir? Salt düşünce önemlidir, insanı daha anlaşılabilir ve mutlu kılar; burada olanın aksine.
Edebiyat
Öğret bana nasıl unutulur, ellerim yara olana kadar kazdım büyük çukuru, ben hissettim, topladım ve şimdi unutmak için gömdüm yaşadığım her anıyı. Bilirim insan bir kere ölmez, hepsiyle birlikte sende girsen o büyük çukura, ölmezsin. Tüm o karanlıkta nefes alırsın, hatırlarsın. Karanlık hatıralar konusunda çok acımasızdır, senin gibi. Söyle bana nasıl unutulur, kalbim kırık olduğunda mı, yoksa kendi kederimi anlatacak biri bulamadığımda mı? Yıllardır böbürlendiğin o güçlü zihnin seni bir çizikle terk edişinde mi? Dinle beni nasıl unutulur, gözlerimin içine bak, yaktığın ateş hala içimde, hatırlarsın bahsetmiştim ve görebilirsin; tek farkı artık benim için yanıyor, her yaşantıyı yanıp kül edebilmek için, öyle güçlü ve öyle benzersiz ki ben sadece ona hizmet ediyorum. Her direnişin parlak ışığı, ölçüsüzlüğün nihai perişanlığı üzerimden gitmiş; ben artık kendim için var oluyorum, dinle beni böyle unutulur.
Edebiyat
En acısı kaybettiğin mutluluğundur, gerçek bir hüzünü bile özletir; saf bir mutluluk yaşamadan hiç bir şeye üzülemezsin, her şey tolere edilebilir bir sıradanlığa bürünür, çok acı.
Edebiyat