Z

Öğretmen
İstanbul
51 okur puanı
Temmuz 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·344 syf.··
2024 6. kitabı
“Küçücük bedeninizi kundağa sararken zihninizi hangi kumaşlarla sarıp sarmaladılar? İçine koyulduğunuz beşik kadar ortasına bırakıldığınız yaşamın kalitesiyle de ilgilenildi mi? Size sorulmadan midenize konulan aş kadar zihninizi de doldurmadılar mı tıka basa, canhıraş. Teslim olduğunuz o kucaklar, fikirlerinizin de mimarı değil miydi çoğu zaman? Uykunuzun gelip gelmediği sorulurken hayata uyanmanın ne olduğu da anlatıldı mı sizlere? Hayat direksiyonunuzu kaç kişi tutuyordu ve sizlere soruluyor muydu nereye gitmek istediğiniz? Yoksa siz de km’lerce yol alıp kendine bir adım bile gidemeyenlerden misiniz? Taşıma öğretilerle döner miydi zihin değirmenleriniz? Sahi; sizi ‘size’ bıraktılar mı ve siz ‘sizinle’ tanışabildiniz mi hiç?”
Edebiyat
Gerçek ÖzgürlükDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20216,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·366 syf.··
2023 15. kitabı
Eğer Hindular arasında yaygın olan “Sati” adındaki ritüele tabî olsaydınız muhtemelen ölen eşinizin yanında oğullarınız tarafından diri diri yakılacaktınız. Ya da Papua Yeni Gine’nin dağlık bölgelerinde yaşayan eril bir birey olsaydınız erginliğe geçiş törenlerinde ısırgan otlarıyla dövülecek, ağzınızı ve boğazınızı kabartacak sönmüş kireç içmeye zorlanacak, kusana kadar şeker kamışı yiyecek ve idrar yollarınıza sokulan dikenli otlara direnmeye çalışacaktınız. Eğer Netsilik Inuitleri’nde doğum sancısı çeken bir kadın olsaydınız sizin pis olduğunuzu ve çocuğunuzu doğururken zehirli bir buhar yaydığınızı düşünecekler ve sizi kapalı bir yere hapsedip tek başınıza doğum yapmanızı bekleyeceklerdi. (…) Tüm bu ritüel, tabu, gelenek ve görenekler bize ilkelliğin canlı bir tarihi gibi geliyor ve muhtemelen günümüzde yaşadığımıza şükrediyoruz. Peki ya ilkellik şekil değiştirdiyse, kabuk attıysa, evrildiyse? Ayak parmaklarını bandajlarla sıkıca sarıp parmaklarını kıran ve bu gelişim bozukluğu sebebiyle yürüme engelli olan ama evde durdukları için namuslarının korunduğuna, bu şekilde evliliğe layık olduğuna ve eşlerine muhtaç olmalarının onları prestij sahibi yaptığına inandırılan Çinli kadınların; günümüzde kendi ayakları üzerinde durmalarına izin verilmeyen, hayattan izole edilen, bu şekilde daha namuslu ve eşlerine layık olduğuna inandırılan kadınlardan bir farkı var mı? Günümüzde estetik ve silikon batağına saplanan bedenler; Batılı kadınların güzellik adı altında, iç organlarına dahi zarar verecek şekilde çelik ve balina kemiğiyle güçlendirilmiş korselere sığdırmaya çalıştığı bedenlerinden daha mı az acı çekiyor? Kız çocuklarını diri diri toprağa gömen ilkellik, kız çocuklarını okula göndermeyen ve kızlarını yalnızca gelecekteki kocalarının arzularına ve vicdanına
1000Kitap
Hasta ToplumlarRobert B. Edgerton · Buzdağı Yayınevi · 2017720 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2023 14. kitabı
Sahi nedir bu delilik? İnsanlar, köprü başında bir hayalet görmeyi delice bulur; peki benliğini kiraya verip, dikdörtgen masalarda gece gündüz çalışıp, karşılığında alacağı sadakayla kaç ayda palto alabileceğinin hesabını yapan Akakiyeviç’in hayatı da koca bir delilik değil midir? Ha bir de sabah uyandığında burnunu olduğu yerde göremeyen binbaşı kimliğiyle böbürlenmeyi çok seven Kovalev vardır. Her yerde burnunu arar, en sonunda bir arabanın içinde şık takım elbiseler giyinmiş, yüksek bir memur kılığında görür burnunu. Kovalev için de bu delice bir durumdur. Oysa asıl delilik; insanlığını apoletlerine yem etmiş ve yalnızca ünvanlarının gölgesinde var olmayı becerebilmiş, burnu havada bir asalak olmak değil midir? Bir de Aksentiy İvanoviç var tabii. Sevdiği kadın, mesleğini beğenmediği ve kendisini küçümsediği için deliren ve kendisini İspanya Kralı zannetmeye başlayan Aksentiy İvanoviç. Herkes bu durumu da oldukça delice bulur. Hatta onu akıl hastanesine kapatırlar. Oysa asıl delilik; paranın duyguları satın aldığı, rütbelerin insanlığa hükmettiği, koltukların adalete ahkam kestiği, dirsek çürütenlerin kibir büyütenlere yenildiği, mananın hiç, kavganın dinç olduğu bu keşmekeş dünyada yaşamak değil midir? Biz; zilleri takmış bağıran deliliğin seyircisi, içimize sinsice yerleşen gerçek deliliğin ise kurbanıyız.
Edebiyat
Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve FaytonNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,5bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2023 13. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2023 22:43
Çalınan paranız değil de dikkatiniz olsaydı yine de polisi arar mıydınız ya da esir edilen bedeniniz değil de zihniniz olsaydı yine de yardım çığlıkları atar mıydınız? Evinize zorla gireni haneye tecavüzden yargılıyorken zihninize sinsice yerleşenleri kime şikâyet ediyorsunuz? Görüntünüzü, sesinizi, mesajlarınızı, eğilimlerinizi, tıklamalarınızı gizlice işleyip düşünce teşhirciliğiyle sizleri pazarlayan şirketleri; çıplak bir bedenden daha mı az müstehcen buluyorsunuz? Zihin haritalarını algoritmalara kaptırmış bir beyin, organ mafyasının eline düşmüş bir bedenden daha mı az korku duymalıdır? İdrak duvarı zedelenmiş bir zihin, kapısı olmayan bir ev kadar işgalin öznesidir. Bu işgal ve ihlâller, özgürlüğün fedasıdır aslında. “Yalnızca ölüler, ölmüş sayılmaz bu dünyada. Aynı zamanda özgürlüklerinden yoksun olanlar da ölüdür.” der Mandela. O zaman soralım kendimize: Aynada gördüğümüz o kişi, ipleri gizlenmiş bir kukla mı yoksa kendi sınırlarını genişleten özgür bir savaşçı mı?
Edebiyat
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,3bin okunma
Puan vermedi·84 syf.··
2023 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2023 13:48
Bir pazar tezgahında parlayan bir domatessin. Evet, evet sen! Her gelenin eliyle yokladığı, içeriğin hakkında öngörülerde bulunduğu, renginden analizler yaptığı, biraz sıktığı, ezdiği, beğenmeyip sağa sola attığı, memnun edebilme noktasında fiyat analizi yaptığı, en sonunda da beğendim/beğenmedim sığlığında bir karara vardığı; yalnızca pazarcının ekonomisine ve satın alanın midesine katkı sağlayan tüm çıplaklığınla vitrine koyulmuş kırmızı bir metasın. Metafor tanıdık geldi mi? İlgi obezliğinin sergileme ihtiyacı doğurduğu, var olma kaygısının bir podyum kültürü oluşturduğu bir dünyada; kanal değiştirir gibi fast food kıvamında insanlar, bilgiler ve haberler tüketmeye başladık. Ölçüsüz bir tarifin, lezzetli bir kek olabileceğini düşündük. Olmadı ama yine de denemeye devam ettik. Her yaptığımız keki de yedik. Tükettikçe tükettik, yedikçe yedik, şiştikçe şiştik. Sonra ne mi oldu? Hoş geldin: Zihin fesadı, duygu obezliği, bilgi ishali, ruh bulantısı… Zihinsel bir endoskopi, çoğumuz için zorunlu olmadan kendi diyetimizi oluşturmak ve tüketim orucumuzu tutmak zorundayız. Şeffaflığın, aşırılığın, obezliğin, çıplaklığın, ölçüsüzlüğün salt bir müstehcenlik olduğunu zihnimde natüralist çağrışımlar uyandırarak anlatan bir kitap oldu. Ölçülü bir kek, diyebilirim.
1000Kitap
Şeffaflık ToplumuByung-Chul Han · Metis Yayıncılık · 20243,334 okunma
Reklam