Kral, "O zaman kendini yargılayacasın," dedi Küçük Prens'e. "Bu ise en zorudur. Kendini yargılamak başkalarını yargılamaya benzemez. Eğer bunu başarabilirsen, işte o zaman gerçek bir bilge olmuşsun demektir."
Profesörler genelde sıkıcı olurlar. Konuşurken sadece kendilerinin anlayabildiği bir terminoloji kullandıklarından ne dediklerini anlamanız için bilimsel sözlükle dolaşmanız gerekebilir. Dikkat kesilip onları dinlemeye çalışırsınız ancak bir noktadan sonra nasıl olduğunu anlayamadan koparsınız ve işin en kötü tarafı da bunu çaktırmamaya çalışmaktır. Belirtmekte yarar var; bunlar benim öznel düşüncelerim elbette. İşte bütün bu ön yargılı yaklaşımıma rağmen eşimin ısrarı ile bir profesörün yazdığı bu kitabı okumaya başladım. Ve bu kitap gerçekten beni oldukça yanılttı, şaşırttı ve eğlendirdi.
Belgesel tadında bir kitap olduğunu öncelikle belirtmek isterim. Kitabın sayfalarında dolaşırken sanki Discovery Channel'da bir belgesel izliyormuşum havası oluştu bende ve bu duygu inanılmaz güzel geldi bana. Eğer siz de çayınızı kahvenizi alıp saatlerce belgesel izlemekten hoşlananlardansanız bu kitabı edinmeniz için çok iyi bir nedeniniz var demektir.
Ön sözünden Teşekkür kısmına kadar okuduğum 265 sayfa nasıl bitti anlamadım.. Yazım dili çok akıcı, sizi boğmayan sıkmayan bir anlatımı var. Kimilerine göre yapılan deneylerde tutulan tablolar veya istatistikler okunmadan geçilebilecek sayfalar arasında ama ben iflah olmaz bir sayısalcı olduğum için bu kısımlar da benim için ayrı bir ilgi noktası oldu.
Kitapta şaşırtıcı tespitler, teoriler ve bunları destekleyici deneyler, örnek olaylar ve sonuçlar mevcut. Sonuç olarak "hepimiz psikopatız" ya da "psikopatlar da bizden biri, onları dışlamayalım" gibi bayağı bir noktaya çıkmıyor kitap -öyle olsa çok büyük bir hayal kırıklığı yaşardım zaten- Ancak bize filmler vasıtasıyla sadece tahrip edici yönleri gösterilen psikopatların da aslında bizim içimizde yaşattığımız, belki farkında bile olmadığımız o ikinci benliğimizden çok da farklı