Kitap, üçüncü dünya savaşı veya atom savaşı yaşanırken bir grup insan güvenli bir yere ulaşmak için uçakta yol alıyor. Sonrasında bir düşman uçağı yolcu uçağını düşürür ve hayatta kalan çocuklar ( hiç yetişkin hayatta kalmıyor.) adada yaşam mücadelesi verir.
Kitapta iyiliği temsil eden, medeniyeti temsil eden Ralph.
Kötülüğü temsil eden, barbarlığı temsil eden de Jack.
Aklı, düşünmeyi, plan kurmayı v.s gibi şeyleri de temsil eden de Domuzcuk.
Zekiler gerçekte de olduğu gibi, bu kitapta da eziliyor, ciddiye pek alınmıyor, dalga geçiliyor, dışlanıyor. Taktıkları isimden de belli oluyor zaten.
Medeniyeti, iyiliği temsil eden Ralph ise herkes gibi domuzcuğa karşı bi önyargılı oluyor ama sonrasında bu adada kurtulmanın tek yolu zekayı temsil eden Domuzcuk olduğunu anlıyor ve böylece her konuda onu dinlemeye başlıyor. Domuzcuk bir nevi Ralph’ın akıl hocası oluyor.
Kötülüğü temsil eden Jack ise, Ralph’ın adadaki şefliğine karşı sürekli bir kıskançlık, nefret duyguları besliyor. Onun için önemli olan bu adadan kurtulmak değil, bu adada yaşayıp gitmek ve domuzları şevkle öldürüp onları bir güzel yemek.
Kitapta anlatılmak istenen bunlar. İyi ve kötünün amaçları ve bu doğrultuda çizdikleri yol.
Yazar bir nevi çocuklar doğuştan saf mıdır değil midir sorusuna kendince yanıt vermiş.
Bu kadar puan kırma nedenimse gene sözcüğünün çok sık kullanılması ve devrik cümlelerin bir hayli fazla olması. Bu iki etmen akıcılığa büyük bir darbe vurmuş.