Tanrım, Açamadık içimizi
Artık kavuşmamız mahşere kaldı
Ne yelken ne gemi var limanda
Kaçmak bir uzun sefere kaldı
Mercan bir sahildeymiş gemiler
Bulmak kasvetli günlere kaldı...
İnceleme yapılması gereksiz bir kitap. Öyle ki esaslı bir inceleme zaten kitap içeriği gibi olur. Türk Okuyucusunda Rus veya fransız edebiyatına ve özellikle betimleme sanatına bir hayranlık vardır. Genelde mesela kahraman bir odaya girdiğinde yazar odayı tarih eder, yarım sayfa sürer bu. Masanın üstündeki kül tablasından duvardaki saatin yapım sanatına kadar değinir. Size adeta o sahneyi yaşatır, güzeldir bu. Ben bu kitabı yıllar önce gogol'un ölü canlar kitabından sonra okumuştum hayran kalmıştım. Gogol'da müthiş betimlemecidir.
Neyse İşte size derlerse Türk edebiyatçılar betimleme yapamıyor. Oturun bunların karşısına Peyami Safa'yı koyun. Odanın duvarın betimlemesi değil bir çocuğun ayağındaki sızıyı öyle bir yaşatır ki size. Oturur ağlarsınız.
Aşk, değişik cinslerden iki eşit kişi arasında yeralan bir iş olarak, vücutça ve zihince
çekiciliği, başkalarından sıyrılıp tek kişiye
dönmeyi ve tüm teslimiyeti gerektirir. İki kişi için bu sorunun doğru çözüm yolu, sosyal uyum yapmışların ödülü sayılabilir. Bu kişiler doğru davranış ve tavırlarını, dostlara sahip olmakla, yararlı bir işe hazır olmakla, karşılıklı bağlılık göstermekle kanıtlamış bulunmaktadırlar.