Ayrık otu

Ayrık otu
@Proffesional
|Uludağ üniversitesi| 4/3
74 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Sığdırmaya çalıştığınız çuvalı parça parça edecek mızraklar(!)
Hayatı savaş ve cihattan ibaret gören, yaklaşımla toplumu, ülkeyi, dünyayı kendi İslam anlayışına göre şekillendirmeyi amaç edinen, bir amaç için ‘harp hiledir’ gibi bir hadisi temel alıp rakip olarak algıladığı ötekini düşman gören, düşman gördüğü için de her türlü hileyi, yalanı, iftirayı, kabalığı, hakareti meşru göre din anlayışıdır son yaşadığımız olumsuzlukların nedeni. Müslüman olduğu için kendini hak, Müslüman olmayanları batıl görüp “Hak ile batıl mücadelesi kıyamete kadar sürecek” diyen ve savaş meydanındaki stratejilere vurgu yapmak için söylenmiş ‘harp hiledir’ gibi hadisleri her alanda referans alan dolayısı ile yalana, iftiraya, hakarete dayalı bir yaşam vaaz eden bir dindarlık anlayışı… “Düşmanın eline koz vermemek için gerçekleri söylemeyelim”, “Zafere ulaşmak için gerçek niyeti belli etmeyelim”, “Amacımıza zarar verir bu nedenle doğruları söylemeyelim”, “Yolsuzluk, liyakatsizlik, şatafat gibi küçük sorunları dert etmeyelim” gibi yaklaşımlar ülkeyi tahrip etti. Hem dine zarar verdi hem de dindarlara. Hal buyken açıktan eleştiri yapmamayı, doğruları söylemek için kimin işine yaradığına bakmayı öğütlemek, ‘büyük amaç var küçük şeylere takılmayalım’ anlayışını sürdürmek anlaşılır gibi değil. Toplumsal barış, ülke ağır yara almışken hâlâ ‘biz ve onlar’ ayrımını sürdürmek dahası onları ‘öteki’ ve ‘düşman’ görmek gelinen durumun vahametini kavrayamamaktır. Kaldı ki toplumu iki yüzlü olmaya zorlayan bu sakat yaklaşımla, doğruluğu, dürüstlüğü, adil olmayı ertelemeyi vaaz eden bir din anlayışı ile nereye varabiliriz ki?
Siyaset
Reklam
“Yeniden yaşasaydım”
JORGE LUIS BORGES *hayatınız geçmeden yaşayın. Bu yazıyı hayat felsefeniz edinmeniz dileğiyle.. Eğer yeniden başlayabilseydim yaşamaya ikincisinde daha çok hata yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım neşeli olurdum, ilkinde olmadığı kadar çok az şeyi ciddiyetle yapardım temizlik sorun bile olmazdı asla. Daha çok riske girerdim Seyahat ederdim daha fazla Daha çok güneş doğuşunu izler, daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. Görmediğim bir çok yere giderdim. Dondurma yerdim doyasıya, daha az bezelye. Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardanım ben. Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.. Farkında mısınız bilmem, yaşam budur zaten. Anlar, sadece anlar.. Sizde anı yaşayın. Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan gitmeyen insanlardanım ben. Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım. İlkbaharda pabuçları fırlatır atardım ve sonbahar gelene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır Çocuklarla oynardım.. Bir şansım daha olsaydı eğer.. Ama işte seksen beşindeyim ve biliyorum, ölüyorum. Jorge Luıs Borges (14 Haziran 1986 'da Karaciğer kanserinden vefat etti.)
Felsefe
“Acık’lı bir bilinç”
Kendi yaşamadığı acının sağırıdır insan, kendi tepesine düşmeyen bombanın körü… Kendi atmadığı çığlığı duysa dahi bilincinde tutmayı başaramaz. Modern insan için “empati” ancak telepati kadar olanaklıdır. Kaba Taş Çağındaki bir insanın atom teorisi ile ilişkisi neyse insanoğlunun, kendi yaşamadığı acılar karşısındaki konumu odur. Bir acıyı işitmek veya görerek şahit olmak gibi, onu bizzat yaşama dışında acıyla kurulan hiçbir ilişki türü, algıların sinir ucunu uyaramaz. Hangi çeşidi olursa olsun bizzat yaşamadığı bir acı, insanın derinliğine nüfuz edemez. Bu nedenle korkunç acıların şahidi insanoğlu, bu acıların büyüklüğüne paralel bir bilinç geliştirememektedir
Felsefe
“Birisinin”sözü çok dinlenmiş :)
Dün akşam birisi “Herkesin aklımı kaçırması gerekli, en kısa zamanda herkesin delirmesi lazım!” demişti, hatırlıyor musun? Orada...
Anlam ile anlam...
Düşünen, gören bir varlığın düzensizlik, belirsizlik, X’ler arasında yaşaması doğaya aykırıdır. Eğer gözleriniz bağlanmışsa ve el yordamıyla ve oraya buraya takıla takıla yürümek zorunda bırakılmışsanız ve eğer uçurumun hemen yakınında olduğunuzu ve bir adım daha atarsanız sizden geriye sadece ezilmiş, hurdahaş olmuş bir parça et kalacağını biliyorsanız. Bu yaptığım da aynı şey değil mi? ... Pek beklemez de kendimi kafa üstü aşağıya bırakırsam? Bu, her şeyi hemen çözecek tek ve doğru şey olmaz mı?
Felsefe