Ama bu sessizlik seni aldatmasın, böcek. Sessizlik görünen şeydir. Bu sessizlikten sonra volkanlar ve depremler var. Yürekler öfkeyle atıyor, beyinler güçlü umutlarla çalışıyor, gözler gençlerin üstünde.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Biliyorsun cezaevleri toplumsal üniversitelerdir. İnsan isterse cezaevinde kendini geliştirebilir. Bizleri üniversiteden aldılar, getirip cezaevine koydular. Neden? Dünyayla, aynı şekilde üniversiteyle ilişkimizin kesilmesini istediler tabii. Bizi cezaevinin yalıtılmışlığı içinde dondurmak İstediler. Ama zorbalar cezaevinin de üniversite olduğunu anlayamazlar.
- Ama insanın dünyası daralıyor, daha da daralır... bu doğru değil mi, diye sordun ona.
- Doğrudur, öyle. Dünya ile ilk ilişki alanı daralır. Ama insan düşüncesinin sınırları genişler. Her şey de böyledir bu; bir şeyin azalması ve daralmasıyla başka bir şeyin artması ve genişlemesini beraberinde getirir.
Baskı ekmek gibi, su gibi, hava gibi hayatımızın bir parçası haline geldi. Rahatça sigaramızdan bir nefes bile çekmiyoruz. Boğuluyoruz, sesimiz çıkmıyor, elimiz ayağımız tutmuyor. Devler gelip göğsümüzün üstüne oturmuşlar.
Karanlık bir hücrede bir genç adam. Soğuk beton üzerinde işkence edilmiş hücre hücre kanıyor sonra bir hatun böceği geçiyor gözünün önünden... Başka kimse yok, zaman yok, ışık yok sadece o böcek var bir de hücre hücre kanayan bedeni.. O böceğe anlattıklarıyla öğreniyorsunuz hikâyesini. Mehmed Uzun'un kalemi mürekkebi fırat'ın suyuna batırılmış gibi coşkuyla akar. Mehmed uzun’un satırları en kalbi duygularınıza akar...
SenMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20114,773 okunma