Valery Legasov

Babam
Çocukluğumun özeti, uyuyan babamı uyandırmamak için gürültü yapmaktan korkup içimden konuşmaya çabalamaktır dersem, yalan söylemiş olmam.
Sayfa 99 - ithaki yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
ARALIKLI DUYARLILIK
Sevgilim aslında iç çekmelerimiz bile yalan Bir yalanın üstüne yatarken göz göre göre Yalansız bir öpüşmeden daha soylu ne olabilir?
Sayfa 101 - ithaki yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Ayrılırken
Ama sen bir şeyler söylesen ben anlardım. Söylemedin. Anlamlı anlamlı sussaydın en azından, o bile bir şey demek olurdu. Olmadı. Bir sürü laf edip hiçbir şey söylememeyi nasıl başardığını hâlâ almıyor yarım aklım.
Sayfa 105 - ithali yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Vicdanımın dağıldığı günlerden bir gündü. Mahallemizin alkolik parkına geçtim. Allah affetsin ramazandı. Biramı ve sigaramı alıp parkın tek bankına oturdum. Derin derin düşündüm. parkın Yanındaki sitede balkonda bir abi iftardan sonraki ilk sigarasını içiyordu. O bana baktı ben ona. Duygularımız acılı bir sözleşmede anlaşmıştı. Karanlıktı heryer. Parkta ki tek yanan lambaya küfürler ettim. Sonra üzüldüm tabi. Çünkü tek başına kalmıştı ve biz hak etmeyen insanları güneşten aldığı enerjiyle aydınlatmaya çalışıyordu. Fakat ben karanlıktaydım. Hangi ışık kaynağı ruhun karanlığını aydınlığa çıkarabilir ki? Vicdanımı ve acılarımı o bankta bırakıp, son sigaramı da tükürüğümde söndürüp eve doğru yol aldım...
YAŞAMIN SAHTELİĞİ
Tanrı büyüttü beni. Ellerimde yanık izleri, Geceler boyu dinmeyen ağrılarım yüzünden kapanmayan göz kapaklarım ve altında oluşan morluklar. Doğduğumuz anda ölmeye başlıyoruz. Büyüyoruz ama ruhumuz acıların serin dalgalarında çocukluğuyla boğuşuyor. Ne saçma ama değil mi? Hayat biziyle oyun oynuyor. Tanrı bizler büyüdükten sonra yalnız bıraktı bizi. Tanrı öldürdü beni. Küresel ısınmalar, atom reaktörleri, nükler silahlar, katledilen her bir canlının pıhtılaşmış kanları. O öldürdü bizi. Çünkü en çokta o izin verdi bütün bunlara. Destekledi en kötüsü de. Karabasanlar vücudumu parçalara bölüyor. Kutsal sayıyorlar. Gözlerimde ki ışığı oyuyorlar, Yönlerini kaybettikleri için. Metropoll bataklığı boğuyor bizi. Bir buhran kaplamış göğüs kafesimizi, Alıp götürüyor cehennemin en soğuk bölgesine içimizde ki diğer bizi. Haz, zevk, aşk, şarap... Bir gün herşeyden nefret edeceğiz. İşte o zaman saf yaşamın güzelliğine ulaşabileceğiz...
Şiir
Reklam