"Berne, çocuğun sırtının okşanmasından söz ederek inanışa göre belini ancak böyle doğrultabileceğini söylüyor. İnsanlar karşılıklı okşamayla bir ilişkiye girebiliyorlar. Deyimler de bu hareketin temel nedenine uygun: 'Sırtını okşamak' ve 'belini doğrultmak.' Ülkemizde çok oynanan bir oyun: beni 'tanı', seni 'tanırım' (karşılıklı sırt okşama). 'Her oyun hiç yoktan iyidir' ilkesine dayanıyoruz. (Çocuk kaldığımıza bir örnek). Oyunlar ciddi, hatta vahim olabilir, insanların hayatı söz konusu olabilir; oynayanlar da kendilerini ölesiye ciddi hissedebilirler, fakat bir oyun, gerçek yaşamın gerçek ilişkisinin yokluğunda onun yerine geçen bir şeydir. Sınırlamalar, çekinmeler oldukça bu gerçek ilişkinin varlığı tehlikededir. (Sevgi dolu yaratış eksikliği). Bütün kötü oyunlar, iyi düzenlenemeyen zamanın yol açtığı can sıkıntısının sonucudur. Tek hisli zamanını iki biçimde düzenler: eylem ve fantezi (Berne). Zamanı düzenleme yolları: 1- Vakit geçirme 2- Ayin 3- Oyun 4- Yakınlık kurma 5- Eylem.
Çocuk-olgun-ebeveyn üçlemesi egonun yönleridir (Berne). Çocuk özellikle yaratıcı yönü belirtir. Bunları tanımak önemli, kurtulmak (bunlardan) gerekli değil. Oyunlar, kişiliğin bu temel yapısına dayanır (Berne). Yapılan etkileri aynı doğrultuda karşılamak bu üç kişilik arasında çatışma doğurur. Burada doğrultu değiştirmek durumu düzeltebilir. Oyun, 'görünür' karşılıklı ilişkinin 'ruhsal' ilişkiyle birlikte ve çelişik durumda var olmasıdır (Berne)."