“ O kadar karmaşık değil,” dedi dört dilli filozof . “Schopenaur sadece dünyanın hakiki özgür iradeye sahip olduğuna inanıyordu. Dünyayı azgın bir nehir, insanlığı da bir kâğıttan kayık filosu gibi düşün. Kayıkların herhangi bir özgürlüğü yoktur; tümüyle nehrin iradesine tabidirler. Kayık ne olduğunu anlamaz. İnsanların dünyanın kuvvetlerini anlamadıkları gibi. Tek yapabileceğimiz , etrafımızdaki dünyayı algılamak. Bizler gözlemciyiz sadece.”
Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.
Dinlemek aynı zamanda bir sorumluluk ve saygı belirtisidir. Diğer kişilerin kendilerini nasıl hissettiğini ve dünyayı nasıl gördüğünü anlama sorumluluğudur.