Pınar Aydoğan

Pınar Aydoğan
@Puraj
Wie viel ist aufzuleiden!
YÖNLENDİRİLMİŞ KEŞİF
1. Bilgi edinme Öncelikle, sorun olan durumla ilgili (durum, duygu, düşünce, davranış, algılar, yorumlara ilişkin) bilgi toplanır. Bu sorular, bellek soruları (Bu sorun ilk ne zaman başladı? Bu durumun bir örneğini anlatır mısınız? En son ne zaman oldu? Olduğunda neler yaptınız? Kimle, nerede, nasıl? Ne hissettiniz? Bunun sorun olan yanı ne? Geçmişte bu konuda ne yaptınız?), inceleme soruları (Bir evlilikten ne bekliyorsunuz? Başarının anlamı ne? Kendi evliliğinizi nasıl görüyorsunuz? Bu şekilde davranmakla kazancınız ne olur? Kaybınız? Olabilecek en kötü şey ne olur?), nedensel atıflarla ilgili sorular (Sizce bu soruna ne neden oluyor? Bunun kanıtı ne? Bu görüşü nasıl sınayabilirsiniz? Sorunun azaldığı durumlar var mı? Sorunu kötüleştiren şeyler var mı?), çeviri soruları (Bunun sizin için anlamı nedir? Bundan ne anlıyorsunuz? Bu duruma bir arkadaşınız ne derdi?) ve yorumlama sorularından (Eşinizle yaşadığınız sorunlar işte yaşadığınız sorunlara benziyor mu? Fark ne? Acaba geçmişte yaşadığınız bu sorundan bugün işinize yarayacak bir şey öğrenebilir miyiz?) oluşur.
Sayfa 281 - Epsilon Yayınevi
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
*karakter, toplumsal bir kavramdır
Takınılan ruhsal bir tutumdur karakter, bir insanın çevre karşısında aldığı tavırdır, saygınlık eğiliminin toplumsallık duygusuyla bağlantılı olarak amacına ulaşmak için izlediği temel doğrultudur.
Sayfa 173 - Say Yayınları
Don Juan ve Feminizm ya da barış
Erkek ve kadın arasındaki güvensizlik havası her türlü mahremiyet ve iç tenliği boğup atar, dolayısıyla tüm insanlık acı çeker, bundan zarar görür. Aşırı erkeklik ideali, karşı tarafa yöneltilen sürekli bir istek, bir kışkırtma, bitip tükenmez bir huzursuzluk kaynağı oluştu rur; kendini beğenmişlik, daha çok şeye sahip olma ve hayatta ayrıcalıklı bir yeri ele geçirme gibi sonuçlardan başka bir şey doğurmaz; öyle sonuçlar ki toplu yaşamanın doğal koşullarına aykırı düşer hepsi de. Kanımızca, feminizmin şimdiye kadar amaçladığı özgürlük ve eşitliğe karşı çıkmak için bir neden yoktur; tersine, bunların enerjik biçimde desteklenmesi gerekir, çünkü tüm insanlığın mutluluğu ve yaşam kıvancı, kadının kadınlık rolüyle uzlaşmasını sağlayacak koşulların yaratılmasına, ayrıca erkeğin, kadınla arasındaki ilişki sorununu çözümleyecek güce kavuşmasına bağlıdır.
Sayfa 160 - Say Yayınları
temizlik - kadınlık
Yıkayıp temizleme hastalığına kadınlarda alabildiğine sık rastlanır. Böyle davrananların tümü de kadınlık rolünü üstlenmeye karşı koyanlardır; ilgili davranışlarıyla kendilerini bir tür mükemmelliğe kavuşmuş görür, her gün kendileri gibi sık sık temizliğe başvurmayan kadınlara tepeden bakarlar. Temizliğe yönelik bütün bu çabaların bilinçaltında yatan nedeni, evin canını cehenneme yollamaktır. Beri yandan, hastamızdaki gibi hiçbir kadında o kadar pisliğe rastlanmayacağını belirtmek isteriz. Çünkü hastamızın amacı temizlik değil, davranışının çevresindekilere vereceği rahatsızlıktı.
Sayfa 157 - Say Yayınları
Psikoloji
Anne hukukundan baba hukuna
Erkeğin toplumdaki egemen konumunun tarihsel kökeni konusunda şunu belirtelim ki, sözkonusu egemenlik doğal bir hak gibi kendini açığa vurmuş değildir. Erkeğin egemenliğini güvence altına almak için yığınla yasanın çıkarılmasının gerekmesi bir kez bunu kanıtlamaktadır. Aynı zamanda sözkonusu yasaların kanıtladığı bir şey daha var ki, erkek egemenliğinin yasalarla saptanmasından önce erkek ayrıcalığının pek sağlam temellere dayanmadığı başka dönemlerin yaşanmış olacağıdır. Tarihte böyle bir dönemin yaşandığı gerçekten de belirlenmiştir. Anne hukukunun sözünün geçtiği ve hayatta başlıca rolü kadının oynadığı bir dönemdi bu. Anne hukuku, hiç değilse kabiledeki bütün erkeklerin kendisine karşı bir yükümlülük üstlendiği çocukla ilgili olarak böyle bir konumu elinde bulundurmuştu. Bugün bile bazı gelenek ve görenekler, örneğin çocuğun her erkeğe amca demeye alıştırılması bunu gösteriyor. Ancak zorlu bir savaşımın sonundadır ki, anne hukukundan baba hukukuna geçilmiştir. Böyle bir savaşımın da gerçekleşmesi, doğanın kendisine verdiğini ileri sürmekten hoşlandığı ayrıcalıklara erkeğin hiç de baştan beri sahip olmadığını, bunları ele geçirebilmek için savaşmak zorunda kaldığını ortaya koymaktadır. İlgili savaştan erkeğin zaferle çıkması, kadının boyunduruk altına alınması anlamını taşımıştır; sözkonusu amaç uğrunda çıkarılan yasalar, bunun doğruluğunu inandırıcı biçimde kanıtlamaktadır. Demek oluyor ki, erkeğin toplumdaki egemen durumu hiç de doğadan kaynaklanmamaktadır. Eldeki bazı bilgilerden anlaşıldığına göre, ancak komşu kabilelerle sürüp giden savaşlar sırasında böyle bir egemenliğe gereksinim duyulmuş, ilgili savaşlarda önemli bir rol üstlenen erkek bu rolden yararlanarak toplumda önderliği kesinlikle çekip eline almıştır. Böyle bir gelişime paralel olarak da özel
Sayfa 139 - Say Yayınları
Alıntı