Sen onlardan adı anılmayacak bir ırk olarak söz ediyorsun. Onlar ırk değil. Bir kültür bile değil. Avrupa ziyafetinden kalan artıkların yeniden ısıtılıp sofraya konmuş hâli onlar.
Zaman zaman babama acıdığımı hissederdim. Ona kendisini çok sevdiğimi söylemediğim için. Ama aslında kendime acıyordum. Benim söylemeye duyduğum ihtiyaç, onun işitmeye olan ihtiyacından fazlaydı.
Beni tanıyanlar bilir, İstanbul'u çok severim. Belki orda yaşamadığımdandır fakat hep bir bağım var gibi hissederim.
Neyse efendim Orhan Kemal'in hayatın içinden bir çok minik hikâyesinin bulunduğu bu kitapta da eski İstanbul'un kokusunu alıyorsunuz, troleybüslerin çın çın öten seslerini, çocukların şakımalarını duyuyorsunuz. Her sayfada başka bir karaktere bürünüp onunla yaşıyorsunuz olayları, kâh patronunuzun alacağı için ordan oraya koşuyorsunuz kâh dondurmacı olup tıp okuyan oğlunuzun gözünüzü bir damlayla iyi edeceğinizi hayalliyorsunuz.
Öykülerden aldığım ortak unsursa içtenlik ve samimiyetti, Orhan Kemal, Türk insanını zenginiyle fakiriyle çok başarılı bir şekilde tasvir etmekle kalmamış bizi özlediğimiz sıcaklığa kavuşturmuştur.
Pek değerli https://1000kitap.com/AkakiAkakiyevic/Duvar/ 'e bana bu eseri okumamdaki katkılarından ötürü de teşekkür ediyorum :)