Herkesin suçlu olduğu bir şey vardır ve hayat bunun etrafına kaç katman sarmış olursa olsun, her-kes çocukluk masumiyetinin anısını içinde taşımaya devam eder. İnsanlık masumdur, insanlık suçludur ve bu iki ifade de şüphesiz doğrudur.
Özgürlük, kendi kalbini bir başkasının ellerine verdiğinde mahkûmiyete dönüşürdü ve gerçek ölüm o zaman gerçekleşirdi, çünkü insan, bileklerindeki kelepçelerle nefes almaya devam edebilirdi, ama kalbi bir başkasının elindeyken sadece o kişi için nefes almak isterdi.
“Vatan için ölmek de var fakat borcun yaşamaktır, asker. Amacın ne? ’
“İntikam!”
“Ne yapacaksın?”
“Kanlarında boğacağım!” diye her birinden aynı ses, senkronize şekilde yükselince göğsüm gururla kabardı.
Kurşunların arasında tanışacak, gerçeklerin peşine düşüp, sır perdelerini aralarken, farkına bile varmadan birlikte bir yola çıkacaklar.
Zaman usulca geçip gitse de onlar birbirlerinden gidemeyecekler. Çünkü gönülden gönüle yol aldıklarını, birbirlerine can ve nefes olduklarını anlayacaklar.