Tatlı bir soru ile başlayalım: Siz de bir kitabı okumaya başlamadan önce, ön kapaktaki resmi ve arka kapakta yazılanları okuyup detaylıca inceler, kaç sayfa olduğuna bakar, göz terazinizle kısa bir tartar ve kitapla ön bir tanışma yapar mısınız, yoksa kitabı elinize alır almaz Lappssss diye okumaya mı başlarsınız?
**********************************************
Arka kapakta şunlar yazılıydı:
"SINIR TANIMAYAN BİR HAYAL GÜCÜ,
KUSURSUZ BİR KURGU,
TÜYLER ÜRPERTİCİ ŞİDDET SAHNELERİ,
PARÇALANMIŞ CESETLER,
NEREDEN ÇIKTIĞI BELLİ OLMAYAN KATİLLER,
NEFES NEFESE BİR GERİLİM,
KORKUTUCU BİR YOLCULUK..."
Ve şaşırtıcı gerçekler (Bunu ben ekledim) :D
***********************************************
Kitapla ilgili ne anlatsak spoiler verip süprizbozan olmuş olacağız. O yüzden detaya girmeden genel ifadeler ile anlatmak istiyorum.
***********************************************
SINIR TANIMAYAN BİR HAYAL GÜCÜ: İsviçreli bir kuşbilimci olan Max Böhm’ün, göç yolundaki leyleklerin gizemli bir şekilde kaybolmasını araştırması için genç akademisyen Louis Antioche işe almasıyla başlar. Yazar, leyleklerin göç etmesini hayal gücü yüksek öyle bir yere oturtmuştur ki yaratıcılığına hayran kalacaksınız.
KUSURSUZ BİR KURGU: Louis Antioche, yola çıkamadan Max Böhm’ün kalp krizi süsü verilmiş vahşi ölümüyle karşılaşır. Louis, hem bu cinayeti çözmek hem de yarım kalan görevi tamamlamak için leyleklerin göç yolunu (Bulgaristan, Türkiye, İsrail ve Orta Afrika) takip etmeye karar verir. Kurgu burada başlar. Vahşice öl(dürül)en sadece Max Böhm değildir!..
TÜYLER ÜRPERTİCİ ŞİDDET SAHNELERİ: Leyleklerin o zarif göçü, kanlı bir yolculuğa dönüşür ve insanların gaddarlığı, acımasızlığı, kalpsizliği ve akıl dışı hayvani vahşet dürtülerini mideniz kasılarak okuyacaksınız. Göç yolunda bir