YAN GELİP YATARAK HAVADAN PARA KAZANMA MESLEĞİ: ÖĞRETMENLİK....
Öğretmenlerin avuntu günü olan 24 Kasım yaklaşırken "kaynanaların zâlim olduğu dönemde gelin, gelinlerin zâlim olduğu dönemde ise kaynana olmak" şeklindeki meşhur özdeyişimiz geldi aklıma!
Çünkü zordur öğretmenlerin acımasız olduğu dönemde öğrenci, öğrencilerin acımasız olduğu dönemde de öğretmen olmak!
Dudakların hazan yapraklarında hüzün şarkıları terennüm ederken bile gülücük dağıtmak zorundasın, üzülmeye zaten hakkın yok, çünkü sen bir öğretmensin!
İçin kan ağlayıp, acıların girdabında çırpınırken bile palyaçoluk oynamak zorundasın, çünkü sen bir öğretmensin!
Yüreğinde fırtınalar kopsa da dindirmek ve hemhâl olmak zorundasın dertleriyle. Ama sen hasta bile olamaz, olsan da koyamazsın başını masaya, çünkü sen bir öğretmensin!
Anne en ağır kelimelerle hakaret edebilir çünkü annedir, baba gerektiğinde tartaklar zira o bir babadır. Ama sen yüzlercesinin yükünü tarifi imkânsız bir aşk ve sabırla omuzlarında taşırken sesini bile yükseltemezsin, çünkü sen bir öğretmensin!
Sana saygısızlık yapar öğrenci, normaldir çünkü o bir çocuktur! Akşam geç yattığı için sınıfta uyur ama olsun o da bir insandır! Derse girdiğinizde ayağa kalkmaya tenezzül etmez çünkü o koskoca bir liselidir! Ancak bir kez olsun sabır taşın çatlayıp öğrenciye bağırırsan müdür odasında, Allah korusun küçücük de bir fiske vurmuşsan adliye sarayındasın, çünkü sen bir öğretmensin!
En acı olanı da ne biliyor musunuz? Cehaletin karanlığından bilginin aydınlığına ulaştırmak için gırtlağınızı patlatırken, üzüntüsüyle üzülüp, sevinciyle tebessüm ederken hiçbir anne/baba gelip teşekkür etmez. Ama en küçük bir olumsuzlukta kabaran velilik hisleriyle dikiler karşınıza hesap sormak için, çünkü sen bir öğretmensin!
Öyle ya o bir liselidir ve zor
Büyüklerin dünyasını, ikiyüzlülüklerini, yalanlarını, toplumdaki haksızlıkları, eğitim alanındaki saçmalıkları çocuk güzüyle veren bu yapıt mutlaka okunmalı.
büyümüş insanlarla kendi çocuklukları arasında, belki bin, belki ikibin yıllık bir zaman vardır sanki. Onun için biz büyümüşler, kendi çocukluğumuzu unuturuz. Anneniz, babanız, öğretmeniniz de, kendi çocukluklarını unutmuşlardır.